Kadınların yılları diyetle geçiyor

 İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kadınlar ömürlerinin 31 yılını diyet yaparak geçiriyor. Sık sık kilo alıp vermek ve sürekli diyet psikolojisinde olmak kadınları mutsuz ediyor.

İngiltere’de 1840 kadın üzerinde yapılan araştırmaya göre, neredeyse bütün kadınlar mart ayında ‘Yaza hazırlık rejimi’ne giriyor ve yaz bittikten sonra da rejimi bırakıyor.

TÜRKİYE’DE DURUM FARKLI DEĞİL

Türkiye’deki kadınların durumunun çok farklı olmadığını söyleyen uzmanlar, dengeli ve doğru beslenme alışkanlığı edinemeyen, sürekli kilo alıp veren dolayısıyla da diyetten hiç kurtulamayan kadınların hem hızlı yaşlandığı hem de mutsuz olduğu görüşünde birleşiyor.

Müthiş Alternatif Zayıflama Teknikleri

Hiç aç kalmadan, hatta kendinizi gün boyu küçük bir kuzu yemiş gibi hissederek kilo vermek istersiniz öyle değil mi? O halde dünyada popüleritesi giderek artan, ilaçsız, üstelik hiçbir yan etkisi olmayan alternatif zayıflama yöntemleriyle tanışmanın tam sırası!

Yaz kapıya dayandı ama siz hala istediğiniz  kiloya inemediniz öyle değil mi? Kabul edin, şimdiye dek boğuştuğunuz ölümcül diyetler bile bu kadar kısa bir sürede sizi eski kilonuza kavuşturmaya yetmeyecek. Yani önünüzde iki seçenek var: Ya tatili unutup evinizin sote ama güneş alan bir yerinde güneşlen- meyi tercih edeceksiniz, ya da sıkı ama etkili bir diyet programı uygulayacaksınız. Tamam kabul, ikisi de kulağa hiç ama hiç hoş gelmiyor. Hele diyet deyince tüyleriniz diken diken oluyor. Neyse, allahtan “alternatif tıp” çılar bizler gibi hem yiyip hem de zayıflamak isteyenleri de düşünmüş de birkaç zayıflama metodu geliştirip, biz kadınların bu elzem sorununu kökünden halletmeyi başarmış. İşte bu yöntemlerden bazıları:

Akupunktur

Bilinen en eski tedavi yöntemlerinden olan akupunktur Çin’de tam 5000 yıldır uygulanmasına rağmen zayıflama yöntemi olarak benimsenmesi 20yy.rastlıyor. Ülkemizde bu yöntemle kilo verdiren birçok hekim var. Bunlardan biri de 1994 yılından bu yana Kudekas isimli akupunktur yöntemini uygulayan iç hastalıkları uzmanı Dr. Gürkan Kubilay. İnsanların kilo almalarının en büyük nedenini aldıkları kaloriyle harcadıkları kalori arasında denge kuramamasına bağlayan Kubilay, “Eğer ortalama bir yeme düzeni yoksa, arada sırada yapılan katı rejimlerin kişiyi kandırmaktan öteye gidemediğini, bir süre sonra da metebolizma iyice yavaşladığından az yense bile kilo verilemiyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Biz sistemimizle sadece kilo verdirmeyi değil, aynı zamanda doğru beslenme alışkanlığının sağlanmasını amaçlıyoruz.”

Nasıl uygulanıyor?

Akupunturun kilo kaybetmedeki en önemli amacı kendi başına yapıldığında zor olan bir şeyi kolay hale getirmek.  İşte bu aşamada stres, halsizlik, yorgunluk gibi rejimin getirdiği zorluklar ortadan kalkıyor. Böylece vücutta açlığa kolayca tahammül etme sistemi kuruluyor. Bu etki de mide noktası olarak bilinen kulağa takılan manyetik iğnelerle sağlanıyor. Bu iğneler sayesinde zaman zaman açlık duyulsa da çok az yenerek açlık hissi tamamen bastırılabiliyor.

“Diyet boyunca hiç açlık hissetmedim”

Yeliz P. (34) Mimar

“Kendimi bildim bileli kiloluydum. Birçok defa diyet yaptım ancak, her seferinde diyeti bırakır bırakmaz kilolarımı geri alıyordum. Hem de fazlasıyla! Bu da kendimi çok çaresiz hissetmeme neden oluyordu. Sonra bir gün, bir arkadaşım sayesinde akupunkturla tanıştım. İğneler kulağıma takıldıktan iki gün sonra az yemek yememe rağmen, sanki tıka basa doymuş gibi kalkıyordum sofradan. Tedavim tam iki ay sürdü. Arada bir kaçamaklar yapmama rağmen iki ayda tam 10 kg verdim. Şimdi çok mutluyum.”

Ayuveda

Son yılların gözde zayıflama yöntemlerinden biri de Ayuveda. 5000 yıllık doğal sağlık sistemi Ayuveda’nın temel tedavisi olan Panca-Karma yöntemi ise damak tadından ödün vermek istemeyenlerin imdadına yetişiyor.

Nasıl uygulanıyor?

Panca-Karma sisteminin uygulanışı diğer alternatif zayıflama yöntemlerine göre biraz daha mistik. Yağla yapılan masajlar, buhar banyoları ve bitkisel terapiler tedavinin ana başılıklarını oluşturuyor.

Hastalar tedaviye önce beş gün kadar evde kendilerini hazırlayarak başlıyorlar. Daha sonraysa iki haftalık özel kür uygulanıyor. Günde üç saat yapılan buhar tedavileri, özel yağlarla yapılan masaj, vücuda uygulanan yağ akımları gibi tekniklerle toksinler, sindirim kanallarında toplanıyor ve dışarı atılıyor. Bu teknikler aynı zamanda kişinin vücut tipine uygun diyetlerle de destekleniyor. Her öğünde en fazla iki avuç yemeğin verildiği diyetler Ayuverda’nın üç beden tipi olan Kapha, Vata ve Pitta’ya göre düzenleniyor.

Buna göre Kapha beden tipine sahip olanlar, şişmanlığa en eğilimli grup kabul edilirken Vatta tipi mensupları ince yapılı olmalarıyla tanınıyor. Pitta tipi ise balık etli ve açlığa tahammülü zayıf kişiler olarak biliniyor.

“Doğru beslenmeyi öğrendim”

Yılmaz G. (42) Hekim

“Aslında şişmanlığımı fazla dert ettiğimi söyleyemem. Ama yaşımın ilerlemesi ve bir takım sağlık problemleriyle karşılaşmamdan ötürü geç de olsa zayıflamaya karar verdim.  Altertatif  tıpla eskiden beri ilgili olduğumdan Panca-Karma yöntemiyle zayıflamak bana çok cazip geldi. Tipik bir Vatta mensubu olduğumdan kendime uygun bir diyet seçtim ve diğer tedavi yöntemleriyle birlikte üç ayda tam 12 kg verdim.”

Hipnoz

“Bu da nereden çıktı” demeyin. Eski çağlardan bu yana en etkili tedavi yöntemlerinden biri olan hipnoz, son yıllarda fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için de kullanılıyor. Zira uzmanlar zayıflamanın da kilo almanın da beyinde başlayıp beyinde bittiği görüşündeler. Yani onlara göre asıl doyması gereken yerimiz midemiz değil beynimiz!

Nasıl uygulanıyor?

Bir kişinin hipnozla kilo kaybetmesinin en önemli şartı, zayıflamayı gerçekten istemesi ve hipnoza tepki vermesi. Aksi takdirde bu yöntem başarılı olamıyor. Bu gerçekleşktikten sonra verilmek istenen kiloya bağlı olarak tedavinin süresi belirlenerek seanslara başlanıyor.

Hasta seans süresince  üç aşamadan geçiyor. İlk bölüm “gevşeme”, ikincisi “telkin” ve üçüncüsü ise “bilinçaltının etkilenmesi”. Tedavinin özü işte bu üçüncü aşamada gizli. Bilinçaltı etkilenerek organizmanın kilo almaya neden olan besinlere tepki vermesi sağlanıyor. Örneğin seans sonrasında çikolata gibi yüksek kalorili yiyecekler  yenildiğinde mide bulantısı başlıyor ve doğal olarak hasta bu yiyecekleri yiyemiyor. 

Tedavi verilmek istenen kiloya ve metobolizmasına bağlı olarak 2-5 ay arasında değişiyor.

“İnanamadım ama oldu”

Zeynep(21), Öğrenci

“Hipnozla zayıflama tedavime başlayana kadar sayısız diyet denedim. Önce herşey iyi gidiyor, istediğim kiloya iniyorum. Ama sonra verdiğim kiloları aynen geri alıyordum. Diyet boyunca çektiğim sıkıntılar da cabası!  Hipnoz tedavisi sırasında ise bunların hiçbirini yaşamadım. Çünkü ben istesem de beynim abur cubur yememe müsaade etmiyordu. Sonunda başardım ve bir ayda 6 kilo verdim.”

Kilo vermenin gizli tarafları

Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!

Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek…

Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler… Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık..

Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı… Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.

UZMANLARDAN TAVSİYELER….

Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir.

“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI…

- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3” ve “Omega 6”ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.

O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler.

İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur.

Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.

Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır.

Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır.

İşte diyetin tarihçesi

 Yüzyıllar önce dolgun hatlara sahip olanlar ‘güzel’ bulunurken, bugün ince ve yağsız vücut bir koşul haline geldi.

Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin zayıf olma tutkusu herkesi etkisi altına aldı ve diyet listeleri ile baş başa bıraktı. Oysa risk çok büyük!

Dünya podyumlarında fırtına gibi esen modellerin sıfır beden olması geçen yıldan itibaren büyük tartışmalara yol açmış; bir kadının fiziksel güzelliğinin hangi bedende standart kazanması gerektiği dünya genelinde büyük tartışmalara yol açmıştı.

Gerek podyum dünyasından, gerekse kağıt bebeklere özenen genç kızlar arasından ölümle sonuçlanan vakaların görülmesi, bu tartışmaları daha da alevlendirmişti. Sıfır beden bir vücuda sahip olmak için yapılan diyetler, vücudun iflas etmesine neden olunca bu diyetler yeniden mercek altına alınmıştı… Araştırmalar sonucunda; birkaç beden incelten, beslenme alışkınlıklarını değiştirme iddiasında olan diyetlerin bile bir süre sonra kişiye daha da çok kilo aldırdığı ortaya çıktı.

Geo dergisi de, 2007′nin ilk sayısında ‘Diyetler Neden Şişmanlatır’ konulu bir dosya çalışması yayımladı. Diyetin tarihçesinden günümüze kadar olan gelişiminin ve ne gibi etkiler yarattığının anlatıldığı dosyada, dünyada kabul gören farklı diyetler de tek tek değerlendiriliyor. İşte Antik Yunan’a kadar uzanan, özellikle kadınların en az makyaj ve giyim trendleri kadar konuştuğu diyet hakkında bilinmesi gerekenler…

Antik Yunan’dan günümüze

Diyet, Antik Yunan’da ‘diaita’ (yaşam tarzı) anlamına geliyordu. Epikuros ve Pythagoras gibi filozoflar ve daha sonraları Galenos gibi doktorlar; vücut üzerinde etki yapan sürekli bir güçler dengesini savundu. Buna göre her aşırı uç zararlı sayıldı. Çünkü gut gibi hastalıklar, oburluk sonucunda sadece zenginlerde ortaya çıkıyordu. Yıllar geçtikçe, farklı öneriler ve farklı yeme alışkanlıkları önerileri ortaya atılmaya başlandı. Örneğin doktor Christoph Wilhelm Hufeland 1800′lü yıllarda; ancak dengeli yemek, yani makrobiyotik sayesinde uzun bir yaşam sürülebileceğini öneriyordu.

Lifli maddeleri muhafaza etmek için yandaşlarına unu tamamen öğütmemeyi tavsiye eden Amerikalı papaz Sylvester Graham ise aynı dönemlerde doğal besinlerin yanı sıra, gübrelenmemiş meyve ve sebzeleri tüketmeyi önerdi. Çok geçmeden enerji bilançosuna ilişkin ilk bilimsel incelemeler yapıldı. Hekim Carl Voit 1900′lü yıllara doğru bir insanın ortalama yağ, protein ve karbonhidrat tüketimini araştırıp ilk beslenme normunu ortaya attı. Bundan sonra bilim adamları besin maddelerinin enerji değerini hesapladı; öyle ki çok geçmeden herkes kalorileri sayabilir hale geldi.

1900-1920 arasında ilk tıbbi kilo cetvelleri ortaya çıktı. Giysiler için konfeksiyon beden uygulaması kullanılmaya başlandı. Böylece endüstriyel normlar yeni bir insan imajına damgasını vurdu. 1960′larda ABD Tarım Bakanlığı, Amerikalılar’dan hayvansal yağlar yerine bitkisel olanları tüketmelerini istedi. Araştırmalar; hayvansal ürünlerde bulunan doymuş yağ asitlerinin kolesterol oranını yükselttiğini; sebze ve balıkta bulunan doymamış yağ asitlerinin ise kolesterolü düşürdüğünü göstermişti.

Devletin tavsiyesi etkili oldu; 1970 ve 80′li yıllarda ABD’de koroner kalp hastalıklarının oranı yarı yarıya indi. Onlarca yıldır beslenme uzmanları, diyet önerileri ve gıda maddesi piramitleriyle insanlara kilolarını nasıl dengeleyebileceklerini öğretmeye çalışıyor. Peki tüm bu kalori saymalar ve diyet önerileri yanlış mı?

Hastalığa giden yol

Zayıflamak; teoride olduğu gibi, pratikte hiç de kolay değil. Diyetlerle kişiye ya ihtiyacı olandan daha az kalori verdiriliyor ya da gereğinden fazla hareket ettirilerek enerji harcatılıyor. Günümüzde ise çoğu insan daha fazla hareket etmek yerine, az yemek yemeği seçiyor.

Bir-iki haftada, hatta günde olabildiğince fazla kilo kaybına dayanan; lahana çorbası ya da ananas diyeti gibi tek taraflı programlar, uzmanlarca kabul görmüyor. Dengeli bir beslenme tarzını destekleyen zayıflama programları; örneğin Weight Watchers Diyeti, uzmanlara göre vücuda yük olmuyor. Ancak sürekli bir beslenme değişikliğine gidilmedikçe onların da etkisi uzun sürmüyor. Peki diyetler neden sağlık için risk taşıyor?

Sık yapılan diyetler, insanın kilosunu kafaya takarak, toplumun dayattığı bir vücut ideali gütmesine yol açabiliyor. Bu da diyetleri beslenme bozuklukları, özellikle de anoreksi (zayıflık hastalığı) ve blumi (yediklerini kusma) için başlangıç haline getiriyor. Bunlar, özellikle genç kadınların ruhsal ve bedensel sağlığı için büyük risk oluşturuyor.

Tedavi edilmezse çok önemli bedensel ve psikososyal sonuçları olan anoreksia’da yüksek ölüm oranlarına varan sürekli bir takıntı tehlikesi başgösteriyor. İşte bunun için uzmanlar, görünüşünden mutsuz olan kişinin, diyetisyene değil terapiste gitmesi gerektiğini söyler…

DİYET

Diyet:

    Obezite veya adipozite olarak da bilinir. Depo yağlarının yağsız vücut kitlesine oranla artması ve normal kabul edilen değerlerin üzerine çıkmasıdır. Oluşumuna çeşitli faktörler etki etmekle birlikte genelde neden, harcanandan fazla kalori alınmasıdır. Şişmanlığın sınıflandırılmasında çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.Ancak BKİ kullanılarak da yapılabilir. Şişmanlık, hiperlipidemi, diyabet vb gibi hastalıklara zemin hazırladığından tedavi edilmesi gerekmektedir.

Read the rest of this entry »

Göbek büyüdükçe, kalp krizi yaklaşıyor !

Antalya’da düzenlenen 5. Metabolik Sendrom Sempozyumu’na katılan Prof. Dr. Sadi Güleç, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşam tarzı bozukluğu hastalığı olarak adlandırılan metabolik sendromun etkisiyle yaşanabilecek kalp krizlerine dikkati çekti. Kalp krizinin halk arasında ”aniden oldu” diye anlatıldığını belirten Güleç, kalp krizinin sanıldığı gibi ”aniden” gelmediğini vurguladı.

Prof. Dr. Güleç, kalp krizi ile göbek bölgesindeki yağlanma arasındaki bağlantıya işaret ederek, şöyle konuştu:

”Bugüne kadar göbeği hep estetik bir sorun olarak gördük. Göbek için ‘insanın nefesini tıkayan, görüntüsünü çirkinleştiren şey’ dedik. Ama göbekte bulunan yağ dokusunun farklı özellikleri olduğu anlaşıldı. Göbek orada sessiz sessiz durup, sadece estetik kaygı yaratmıyor, orada salgılanan bazı maddeler hem pankreasta bozukluk yapıp şeker hastalığının gelişmesine neden oluyor hem de koroner kalp hastalığının ve kalp krizinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Göbeğiniz büyüdüğü zaman bir yandan da bilmelisiniz ki kalp hastalığı riskiniz de büyüyor. Bir gün kalp krizi geçiriyorsunuz ve dönüp baktığınızda, ‘aniden oldu’ demeye hakkınız yok. Aslında yıllar süren bir yaşam tarzının sonucunda bu gerçekleşiyor.”

Sadi Güleç, kalp hastalığının ”çok nankör” olduğunu da belirterek, ”Kalp damarınızın içinde bulunan yağ tabakasına eklenen bir pıhtı, 5 ile 10 dakika arasında kalp krizi geçirmenize neden oluyor. Önce maraton koşacak kadar iyi olmanız da hiçbir şey ifade etmiyor” dedi.

Prof. Dr. Güleç, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncının, metabolik sendromun nedenleri arasında olduğuna dikkati çekti. Bazı vatandaşların, kalp krizi geçiren yakınları için ”bugüne kadar aspirin bile almamıştı” diyerek şaşırdıklarını anlatan Güleç, ”Bunun sebebi hiçbir şekilde açıklanamaz. ‘Birden bire oldu, nasıl oldu’ diyecek birşey değil, zemininde yıllar süren metabolik sendrom var” şeklinde konuştu.

Haftada 4 kez spor zayıflatır

Daha sağlıklı, mutlu, kaliteli ve uzun bir yaşam için hangi sporu seçmeli, ne kadar spor yapmalısınız? İşte yanıtlar…

Uzun yaşamak, hayatı zinde, kaliteli, nitelikli geçirmek istiyorsanız spor yapıyor olmalısınız ya da en yakın zamanda spora başlamalısınız! Fiziksel görünüşünüzü güzelleştirmek ve zindelik sağlamak için yarışmalara katılacak profesyonellikte sporcu olmak zorunda da değilsiniz. “Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme” bütünü kas gücünü, dayanıklılığı, koordinasyonu artırıp, kardiyovasküler uyumu sağlar, şişmanlık riskini azaltır, daha mutlu ve stressiz bireyler yaratır.
Doğru kilo kaybı yağ kaybıdır; bunun için vücudun “çalışan işçileri” olan kas kitlesini artırmalı metabolik faaliyeti yükselterek yağ yakımını hızlandırmalısınız. Bunun en temel yolu da diyet programları için her zaman söylediğimiz “kişiye özel” ilkesinin spor programları için de uygulanmasından geçmektedir. Kendi vücudunuza, yaşam şartlarınıza ve isteğinize uygun bir spor seçip o sporu yapmayı sürdürmelisiniz.

Kısırlığa yol açabilir!
Son çalışmalar kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiklerini, bunun da kısırlığa giden sonuçlara neden olabileceğini, hamile kalmakta zorlanabileceklerini göstermiştir.
Dikkat edilmesi gereken en kritik nokta, harcanan eforun şiddeti, yani yoğunluğudur. Spor hekimi efor testiyle egzersiz nabzını belirleyebilir. Eforunuzun yoğunluğu, egzersiz yaparken ıslık çalmanızın veya yanınızdakilerle konuşmanızın mümkün olacağı bir şiddette olmalıdır. Ayrıca, egzersiz yoğunluğu çok hafif de olmamalı, ter atılmalıdır.

Nasıl ve ne kadar?
Uzmanlar kilo kontrolü için haftada en az 2, kilo kaybı içinde haftada en az 4 kez spor yapmayı öneriyor. Spor öncesi ne çok aç, ne de tok olmalısınız. Sıvı alımını takip etmelisiniz.

Egzersiz konusunda kendinizi test edin

1) Haftada kaç kez spor yapıyorsunuz?
a) Hiç
b) Haftada 1 veya 2 kez
c) Haftada 3-4 kez
d) Haftada 5 veya daha fazla

2) Bir günde spor yapmak amacıyla ortalama kaç dakika hareket ediyorsunuz…
a) 10 dakikadan az
b) 10-20 dakika
c) 20-30 dakika
d) 30 dakika veya daha fazla

3) Spor yaparken ya da ağır bir aktivite sonrasında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
a) Pek hareketli sayılmam.
b) Nefesim kesilmez, terlemem.
c) Normalden hızlı nefes alırım.
d) Normalden çok daha hızlı nefes alırım, terlerim.

A’lar çoğunluktaysa:
Sağlığınızı ciddi şekilde riske atıyorsunuz. Az hareket bile hareketsizlikten iyidir. Azar azar başlayın, performansınız yükseldikçe yaptığınız aktiviteyi artırın.

B’ler çoğunluktaysa:
Fena değil. Az da olsa hareket ediyorsunuz. Fayda sağlamak için biraz daha aktif olmalısınız. 10 dakikalık aktivitelerle başlayıp, birkaç hafta içinde bunu günlük 30 dakikaya, daha sonra da 60 dakikaya çıkarmak hedefiniz olmalı.

C’ler çoğunluktaysa:
Düzenli egzersizin faydalarını hissediyor olmalısınız. Haftanın çoğu günü yarım saatlik bir aktiviteniz var. Amacınız bunu artırmak her güne yaymak ve aktivite süresince hafif ısınma hissedip hafif şekilde nefes nefese kalmak olmalıdır.

D’ler çoğunluktaysa:
Süpersiniz! Aktivite süresince ciddi ısı artışı hissediyor, nefes nefese kalıyorsunuz. Egzersizin sağlığınız açısından faydalarını görmeye başlamış olmalısınız. Eğer performansınızdan memnunsanız bu seviyede tutmak için çalışın, artırmak niyetindeyseniz bir egzersiz uzmanı eşliğinde çalışın.

milliyet.com.tr

Bölgesel Yağlardan Kurtulmanın En Hızlı Yolu

Göbek sorunu son yıllarda birçok kadın ve erkeğin korkulu rüyası. Son yıllardaki yeni teknolojiler bu soruna çözümler üretmektedir. Yeni teknoloji ile bu soruna çözüm olanaklı hale gelmiştir. Son yıllarda bölgesel zayıflama yöntemlerine ultrasonik yeni bir cihaz eklendi. Ultrasonik bölgesel zayıflama bölgesel yağlardan kurtulmak için geliştirilmiştir. Genel zayıflama yöntemi değildir. Özellikle diyet ve spora rağmen kurtulamadığınız bölgesel yağ birikintilerine uygulanır. Bu yöntem vücut bölgelerindeki yağ hücrelerinin bütünlüğünü bozarak parçalanmasına ve buradan vücudun savunma hücreleri ile uzaklaştırılmalarına yardımcı olur. Böbrek taşlarını odaklayarak kırma teknolojisinden esinlenerek geliştirilmiştir. Cihaz uygulanacak vücut bölgesi seçilir. Ultrasonik dalgalar buradaki yağ hücrelerine odaklandırılır. Bu dalgalar yağ dokusu dansitesine uygundur. İşlem esnasında ilk olarak yağ hücrelerinin zarları parçalanır. Trigliserit olarak bilinen yağ molekülleri açığa çıkar. Dokudaki bu moleküller damarsal ve lenfatik sisteme geçer, doğal yollarla vücuttan atılır.

Ultrasonik ses dalgaları ile bölgesel zayıflama, gobek bölgesinde en çok tercih edilen yöntemdir. Ayrıca bel ve basen bölgelerindeki yağ birikimleri içinde uygulanabilir bir yöntemdir.

Yeni ultrasonik bölgesel zayıflama cihazı size uygun mu?

Ultrasonik zayıflama son yılların en popüler ve girişimsel olmayan zayıflama yöntemidir. Ultrason bir ses enerjisidir. Bu enerji istenen yerde odaklanabilirse etki elde edilebilir. İşlem basit ve ağrısızdır.
Bu yöntem Daphne Kliniklerinde kullanılmaktadır. Merkezlerimize geldiğinizde öncelikle doktorlarımız sizi yöntemle ilgili olarak bilgilendirir. İşlem yapılmasını istediğiniz bölge doktorlarımız tarafından değerlendirilir. Bu yönteme uygun olduğunuza karar verilirse; Uygulanacak alan bir bilgisayar sisteminin göreceği şekilde hazırlanır. Cihaz otomatik olarak uygulanacak bölgeye yapılacak prosedürü belirler.
Bir seans da ortalama 300–500 gram yağ eritilir. Bu ortalama 2–4 cm çevresel incelme demektir. 2 cm incelme 1 beden incelme anlamına gelir. Fakat bizim gözlemlerimiz uygulama yapılan bölgede yağ kalınlığı ne kadar fazla ise sonuçlar o kadar iyi olmaktadır İşlem için herhangi bir ön hazırlığa gerek yoktur. İşlem sonrası günlük aktivite veya işinize dönebilirsiniz. İşlem yaklaşık 1–1,5 saat sürer. İstirahat gerekmez. Bu yöntem hafif bir diyet ve sporla desteklenirse bekleneninin çok üzerinde ve daha başarılı sonuçlar elde edilmektedir

Thalasson Saç Bakımı

Selülit, bölgesel fazlalıklar ve vücut deformasyonlarına yönelik sizlere sunmuş olduğumuz alternatiflere yıllardır kaliteden ödün vermeden başarılı çalışmaları ile sektördeki yerini belirleyen ve uzun süredir  köşesinde gerek makaleleri ve gerek sorularınıza verdikleri cevaplar ile güzel bir işbirliği içinde olduğumuz Lavinia Estetik Merkezi’nde uygulanmakta olan son derece etkili ve keyifli programlar ile devam edeceğiz.


Lavinia’da haftada 2 kez, toplam 10 seans olmak üzere selülit, lokal fazlalıklar ve sıkılaştırma konularında son derece etkili ayrıca fiziksel ve ruhsal anlamda dinlenmenizi sağlayacak Thalasso Yosun Bakımlarına katılabilirsiniz.

 

Bilgisayarlı özel bir cihaz ile vücut analizi yapıldıktan sonra her biri 3 saat süren bu detaylı ve keyifli bakıma başlanır. Bakım işlemleri sırasıyla şöyle olur;

1. işlem (Aromatik Buhar Kabini): İçine kişinin cilt yapısı göz önünde bulundurularak özel yağların konulduğu, tek kişilik buhar kabinine girilir ve 20 dakika süre ile burada vücuttan toksin atılması, gözeneklerin açılması, cilt açısından faydalı yağların deri yolu ile teneffüs edilmesi sağlanır.

 

2. işlem (Hidromasaj Küveti): SPA bakımları için özel tasarlanmış 20 jetli ve içine vücudu dezenfekte etmek için denizsuyu ya da özel bitki sularının katıldığı hidromasaj küvetine 20 dakika süre ile girilir. Burada kuvvetli su masajı ile dolaşım hızlanır, kaslar ve sinirler rahatlar, vücut daha sonraki işlemlere hazır hale getirilir.

3. işlem (Peeling): Özel bir yağ içinde eritilmiş deniz tuzları ile tüm vücuda peeling uygulanır. Böylece cilt ölü derilerden arınır, ardından uygulanacak yosun ve kil karışımının cilde rahatça nüfuz etmesi için gözenekler açılır ve tabiki bu peeling işlemi de dolaşımı sirküle eder.

4. işlem (Vücut Maskesi): Yosun ve kil karışımından oluşan özellikle selülit ve bölgesel fazlalıklar açısından etkili olan, toparlayıcı ve toksin atılımını sağlayan maske tüm vucuda sürülür ve folyo ile sarılarak bu şekilde ısıtıcılı bir battaniye içinde 35 dakika beklenir ve maskenin emilimi sağlanır. Ayrıca yosun içindeki vitamin, amino asit, mineral ve oligo elementlerden dolayı cildin elastikiyetini korur, nem depo eder.

5. işlem (Duş): Isı battaniyesinden sonra cilt üzerinde kalan artık yosun tazyikli duş ile başka hiçbir ürün kullanılmadan temizlenir.

6. işlem (Jel Uygulaması): Duştan sonra cildi ferahlatıcı, canlandırıcı ve sıkılaştırıcı okaliptüs ve mentol içeren özel bir jel vücuda uygulanır.

7. işlem (Aromatik Vücut Masajı): Tüm bu işlemlerden sonra ayak parmak ucundan başlayıp kafa masajı ile son bulan ve 70 dakika süre ile konusunda uzman masözler tarafından uygulanan aromatik vücut masajına geçilir. Bu uygulama selülit ve bölgesel fazlalıklara karşı etkili olan içinde bergamot, lavanta, portakal, limon gibi yağlar bulunan özel karışımlar ile yapılır.

Forma girmenizde ve formunuzu korumada son derece etkili olan bu keyifli bakım aynı zamanda size zihinsel ve ruhsal anlamda da günlük hayatın stresinden arınma imkanı sağlayacaktır. Lavinia’da geçireceğiniz bu güzel anları tüm bakımın ardından içeceğiniz bir bitki çayı ile tamamlayabilirisiniz.

Yukarıda detaylı bir şekilde anlatılan Thalasso Yosun Bakım haricinde Lavinia’da selülit, lokal fazlalık ve vücut sıkılaştırma konularına yönelik son teknoloji ürünü olan bilgisayar programlı ve kişiye özel bakımlar uygulama imkanı sağlayan cihazlar da kullanılır.

1- PROSLİM: Özel bir cihaz ile vücut analizi yapıldıktan sonra kişiye özel bir program belirlenir ve bu sistem son derece etkili bir şekilde kaslara egzersiz etkisi yaptırarak (elektrokas stimülasyonu) depolanmış yağların ve selülitli dokunun çözülerek enerjiye dönüştürülüp harcanmasını sağlar. Bu sayede sadece incelme ya da beden küçülmesi değil aynı zamanda çok ciddi şekilde deforme olmuş kaslarda da sıkılaşma ve toparlanma olur.


2- PRESÖR: Ayak parmak ucundan itibaren lenf drenaj masajı yaptıran bu sistem zamanında atılamadığı için selülite neden olan ödemin idrar yolu ile atılmasını ve dolaşımı düzene sokarak metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

HER YAŞIN BİR KİLOSU VAR

Fazladan biriken her kilo yağın,yaşam kalitenizin azalttığını,erken yağlandırdığını gösteren kanıtlar hızla çoğalıyor.İşte bu nedenle fazla kilolu kişilerde sağlıklarıyla ilgili endişeler de ortaya çıkıyor.Aslında hafif,hatta orta düzeyde kilo artışının fazla endişelendirmesi gerekmiyor.45-50 yaşına gelmiş,20′li yaşlara göre 5-6 kilo almış ama sigara kullanmayan,kabul edilebilir seviyede aktivitede bulunan ve genelde sağlıklı beslenen biriyseniz,sağlık bakımından ciddi bir korkunuz olmasın.Her yaşın bir kilosu var.20′li,hatta 30′lu yaşlarda 38 beden olan birinin 50′li yaşlarda 40 hatta 42 beden olması normal karşılanmalı.Yeter ki aktif ve keyifli bir hayatı olsun dengeli beslenmeye devam etsin.

Page 4 of 5Geri12345İleri