Monthly Archives for Ekim 2008

Hipertansiyonun Tedavisi Nedir?

 Homoeopathic ilaçlarla yapılan hipertansiyon tedavisinin amacı sadece tansiyonu düşürmek değil, aynı zamanda hastalık sürecini tamemen yok etmektir. Homoeopathic bir doktor sizi bir kısmı sağlık sorunlarınızla ilgili olmadığını düşünebileceğiniz pek çok soru soracaktır.Doktor bütün belirtilerinizi değerlendirecek ve hastalığınızın aşamasını belirleyecektir.Doku ve organlarımızdaki değişimler aşağıdaki gruplardan birine yerleştirilecektir.

- İşlevsel Değişim: Bu grupta, damarların ya da vücudunuzdaki diğer organların yapısında bir hasar yoktur.Dokuların ve organların işlevlerinde başlangıç aşamasında, normalde laboratuar incelemesinde bulunamayacak değişimler vardır.Hastalığın bu aşamasında belirgin hipertansiyon belirtileri olmayabilir.Hipertansiyonun bu aşamasında, homoeopathic ilaçlar yaklaşık dört-altı hafta boyunca kullanılmalıdır.

- Düzeltilebilir Yapısal Değişim: Bu grupta , damarlar ve adrenal bezleri, böbrekler, kalp vb. bazı organların yapılarında başlangıçta değişimler görülür.Bu gruptaki bir kişi baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuzluk ve yorgunluktan şikayet edebilir.Bu belirtiler hipertansiyondan kaynaklanıryor olabilir.Tedavi için kullanılan homoepathic ilaçlara en azından iki-üç ay devam edilmelidir.Bazı kişiler daha uzun tedaviye ihtiyaç duyabilir.Homoepathy uzmanları, bu aşamadaki hipertansiyonun ilaç kullanarak iyileştirilebileceğine inanırlar.

- Düzeltilmez yapısal değişim: Bu grupta damarlarda, kalpte, böbreklerde,gözlerde, beyinde vs düzeltilemez yapısal değişimler görülür.Bu aşamadaki hastalık iyileştirilemez.Önerilen ilaçlar komplikasyonları önlemek ve vücut dokuları ile organlara daha fazla hasar gelmesini engellemek içindir.

 Hipertansiyon tedavisi için kullanılan homoeopathic ilaçlar beyin yoluyla etki eder ve kalpten çıkan kan miktarını veya çeper direncini veya ikisini birden azaltırlar.Homoeopathic ilaçlarla yapılan tedavi genellikle iki haftada bir gözden geçirilir.Bunun nedeni ilacın ya da dozunu bireye göre ayarlamak önemlidir.Çoğu kişi ilk bir kaç dozdan sonra daha iyi hissetmeye başlarlar.Ancak tam iyileşme zaman alır, bu yüzden de uzun süreli tedavi gerekir.Homoeopathic ilaçlar almanın hafif ve geçici etkileri olabilir.Bu ilaçlar da, diğer bütün ilaçlar gibi anide bırakılmamalıdır, aksi taktirde istenmeyen etkileri olabilir.

 Homoeopathic sistemde önerilen yaşam tarzı değişiklikleri aynı Allopathy bölümünde detaylandırılandırıldığı şeklindedir.

Hipertansiyonun Aşamaları Nelerdir?

 Homoeopathy’ye göre, hipertansiyonun ortaya konmasında üç aşama vardır.Bu aşamalar vücudun yakalandığı hastalıklara hassasiyetine göre sınıflandırılmıştır.Hastalığın belirtisi olan etkenlerde yansıtılan ve uzun süreli rahatsızlıklara neden olan bu hassasiyet Miasm olarak adlandırılır.

1. Psora Miasm’ına ağlı hipertansiyon

Doku ve organlardaki kusur ya da yetersiz fonksiyonu Psora Miasm’a yol açar.Bu tip zihinsel ya da hipertansiyonun yaygın sebepleri zihinsel ve fiziksel strestir.Heyecan, öfke, kaygı, endişe ve gerginlik stresin ana nedenleridir.

2. Sycosis Miasm’ına bağlı hipertansiyon

Doku ve organların fazla ya da aşırı fonksiyonu Sycosis Miasm’a neden olur.Bu tip hipertansiyonun yaygın sebepleri, vücuttaki diğer organlardaki anormalliklere ya da hastalıklara bağlı metabolik değişimlerdir.Örneğin, şeker hastalığı, bazı böbrek hastalıkları, damar kalınlaşması ve gebelik önleyici ilaçlar Sycosis Miasm’a bağlı hipertansiyona sebep olabilirler.

3. Syphilitic Miasm’a bağlı hipertansiyon

Dokulardaki anormal fonksiyon ya da değişimler Sphilitis Miasm’ın nedenleridir.Bu tip hipertansiyonda kalp, böbrek, gözler ve beyin gibi organlarda yaygın hasarlar olur.

Siz ve Doktorunuz

- Doktorunuz ne çeşit ilaç(lar) kullanıcağınıza karar verecek en iyi kişidir.

- Doktor ilaçları değiştirme ihtiyacı duyabilir ya da size özel ilaç kombinasyonlarına başvurabilir.

- Tedavi başladığında ya da değişiklik yapıldığında tansiyonunuzun takip edilmesi için doktorunuzla işbirliği yapmanız önemlidir.

Hazımsızlık, mide ağrısı, karında şişlik

Hazımsızlık, bir beslenme bozukluğunun işareti olduğu gibi; bir sindirim sistemi hastalığının da işareti olabilmektedir.

Hazımsızlığın belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:
• Midede dolgunluk hissi.
• Midede ağrı ve yanma.
• Karında şişlik, geğirme ve gaz çıkarma.
• Kabızlık. Nadir durumlarda ishal.

Hazımsızlığın birinci sebebi, yiyeceklerin ağızda iyi çiğnenmemesidir.

Bir münakaşa ve ruhi gerginlik sırasında yenen yemeklerde, bolca hava yutulmakta; yiyecekler acele ile iyice parçalanmadan yenmekte, en önemlisi sinir sisteminin dengesi bozulduğundan ifrazat bezleri yeterince çalışmamaktadır.

Öyle İse: 
Ağzınıza aldığınız lokmayı iyice çiğnemeden yutmayınız. Hazımsızlığın bir diğer sebebi, bol yağlı ve nişastalı (hamur işi) yemeklerI e beslenmedir. Bunlar hazımı zor yiyecekler olup, mide ve barsaklarda fazla beklemektedirler. Kabızlığın sebebi de bunların barsaklarda fazla beklemesidir. “Barsak tembelliği” dediğimiz hastalığın ortaya çıkış sebebi de yine hazmı zor yiyeceklerle beslenmedir.

Öyle İse:
• Yağlı ve un lu yemekleri tıka basa yemeyiniz.
• Sofranızda mutlaka sebze yemeği ve yeşillik bulundurunuz.
• Yemek sonunda mümkün mertebe unlu tatlılar yerine taze
meyve yeyiniz.
• Salata ile yenen etli ve hamur işi yemeklerin hazmı daha kolayolduğundan, bilhassa akşam yemeklerinde salata bulundurunuz.

Organik Hastalıklara Bağlı Hazımsızlık
• Yemeklerden hemen sonra veya bir saat içinde ortaya çıkan hazımsızlık belirtileri, safra kesesi yetmezliği, gastrit, mide ülseri ve kanseri gibi hastalıkların işareti olabilir.

• Yemeklerden birkaç saat sonra gelişen rahatsızlıklar oniki parmak barsağı ülserini ve pankreas yetmezliğini düşündürür.

• Geceleri ortaya çıkan hazım şikayetlerinde ve arka üstü yatıldığı zaman kendisini gösteren mide ağrılarında ise pankreas kanseri veya mide fltığı şüphesini kuvvetlendirir.

• Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği (üremi), akciğer veremi ve her türlü kanser vakalarında da hazımsızlık şikayetleri görülebilir. Ne Yapmalı
• Hazımsızlıktan şikayet eden kimse, beslenmesine dikkat ettiği halde rahatsızlıkları devam ediyor ise; mutlaka bir doktora muayene olmalı, gerekirse teşhis için film çektirmeli ve testler yaptırmalıdır.

• Eğer muayene neticesinde hazımsızlığın fazla mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse; buna “asitli dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden bir iki saat sonra midede ağrı, yanma, kazıntı ve basınç şeklinde kendisini belli eder. Ekşi geğirmeler, ağız ve boğazdan gelen gazlardan dolayı yanmalar, bazan de ekşi ku smalar fazla mide asitini işaret ederler. Tedavi, mide asitini artıran yemeklerden uzak durmaya yöneliktir. Tuzlu, şekerli, baharatlı yemekler, et konserveleri, kızartmalar, çay, kahve, sigara ve alkol, çiğ soğan bunların başında gelmektedir. Et, yumurta, taze peynir, süt gibi proteinli yiyeceklerle tuzsuz ve az yağlı yemekler perhiz için faydalı gıdalar cinsindendir.

• Muayene neticesinde hazımsızlığın sebebi yetersiz mide salgısından kaynaklandığı tesbit edilirse, buna “asitsiz dispepsi” adı verilmektedir. Yemeklerden sonra bir-iki saat müddetle mide de ağırlık hissi duyulur. İshal ateş nöbetleri ve başağrısı görülebilir. Dışkı çok pis kokar.

Asitsiz dispepsi’ de iyi pişirilmek şartı ile her türlü et verilebilir. Yumurta, rafadan, tavada pişmiş veya çorba içinde yenebilir. Çorba yağsız ve bol tuzlu olmalıdır. çay, kahve, baharat serbesttir. Ekmek, tercihen bayat ve kızarmış halde yenmelidir. Beden hareketleri, kısa yürüyüşler ve temiz hava da çok faydalıdır.

Hipertansiyonun Erken Belirtileri Nelerdir?

Hipertansiyona götüren etkenler şunlardır:

- Aşırı alınganlık, sinirlenmeye ve şiddete eğilim

- Stresli şartlarda çalışan çok yoğun kişiler

- Uykusuzluk

- Özellikle öfke ve stres altında çalışma ile birlikte görülen şiddetli baş ağrısı

- Başdönmesi

- Efor sırasında yüze kan hücumu

- Aşırı tuz isteği

- Aşırı tuz isteği

- Şişmanlık

- Ve ani duygusal şok

Beş soruyla kilonu ölç!

Beş soruyla kilonu ölç!

Dengeli ve sağlıklı beslenip beslenmediğinizden emin değilseniz kendinizi test etmenin zamanı geldi. Bu ufak testle kilolar hakkında ne kadar şey bildiğinizi anlamış olacaksınız.
Her doğru yanıt için kendinize bir puan verin. Ne kadar doğru yanıt verirseniz, bir yıl sonraki vücut imajınız o kadar tatmin edici olacaktır…

1. Alışveriş için en doğru zaman hangisidir?
a) Öğle yemeğinden önce, kahvaltı etmeden
b) Yemekten sonra, tok karnına
c) Buzdolabı boşaldığında

Doğru yanıt: b
Alışverişi mutlaka tok karnına yapmalısınız. Aç değilken zaaflarınıza karşı daha dirençli olursunuz. En doğrusu ne yemeniz gerektiğini hesaplamak, bir liste yapmak ve bu listenin dışına çıkmamaktır. Lezzetli yiyeceklere karşı koymak, alışveriş sırasında, buzdolabının karşısında olduğundan çok daha kolaydır.

2. Hafta içi her öğlen mayonezli bir sandviç yiyorsunuz. Sandviçinizden mayonezi çıkarmanızın bir yıl sonraki kilonuz üzerinde ne kadar etkisi olur?
a) Etkisi olmaz
b) 1 kilo azalır
c) 3 kilo azalır

Doğru yanıt: c
Bir tatlı kaşığı mayonez tam 100 kalori eder. Haftada beş gün sandviçinizi mayonez koymadan yerseniz, haftada 500 kalori tasarruf etmiş olursunuz. Bunun anlamı, bir yılda fazladan 3 kilo demektir.

3. Gün içinde aldığınız kalorileri öğünlerinize ne şekilde dağıtmalısınız?
a) Kuvvetli bir kahvaltı ve öğle yemeği, hafif bir akşam yemeği
b) Kahvaltıyı atlayıp, kalorileri öğle ve akşam yemekleri arasında bölüştürmek
c) Hafif bir kahvaltı ve öğle yemeği, kuvvetli akşam yemeği

Doğru yanıt: a
Vücut, günün erken saatlerinde alınan kalorileri çok daha kolay yakarken, geç saatlerde alınan kalorileri depolamaya meyillidir. Bu nedenle zayıflamak veya kilonuzu korumak istiyorsanız kuvvetli bir kahvaltı, normal bir öğle yemeği ve hafif bir akşam yemeğini alışkanlık haline getirmelisiniz. Ne yaparsanız yapın, asla öğün atlamayın. Bu, yağların depolanmasını garanti eder.

4. Egzersiz yapmanız için size en uygun zaman nedir?
a) Günün sonunda, vaktim olduğunda
b) Haftada iki defa sabahları, biraz erken kalkarak
c) Haftada iki akşam, hep aynı vakitte

Doğru yanıt: a ve c
Kendinizi motive etmediğiniz takdirde, bir son dakika randevusuna ilk olarak egzersizi kurban edeceğinizden veya vakit geldiğinde yorgun olacağınızdan emin olabilirsiniz. Atlatmayacağınızdan emin olmak için en iyisi sabah kalkar kalkmaz egzersiz yapmak ya da bir spor kulübüne kaydolup düzenli olarak devam etmektir.

5. Aşağıdaki yiyeceklerden hangisi şişmanlatmadan en iyi doyurur?
a) Hamburger ve patates kızartması
b) Peynirli ve jambonlu pizza
c) Bir dilim tuzlu tart ve yanında salata

Doğru yanıt: b
En uygun seçenek pizzadır. Sadece 270 kalori ve 14 gram yağ içerir. Ardından, 640 kalori ile tuzlu tart ve salata gelir. Hamburger ve patates kızartmasında ise tam 700 kalori vardır.

(Ayurveda) İlaçlar Ne Süreyle Kullanılmalıdır?

 Ayurveda’ya göre erken ya da hafif hipertansiyon, yaşam tarzında değişiklikler yaparak etkili bir şekilde kontrol edilebilir.Bazı kişiler için birkaç hafta ya da birkaç ay boyunca ilaç gerekebilir.İleri hipertansiyonda, özellikle de kalpte, böbreklerde ve gözlerde hasar varsa, yaşam boyu ilaç kullanımı gereklidir.

(Ayurveda) Hipertansiyonun Tedavisi Nedir?

 Ayurveda, yaşam tarzında değişiklik yapmak yoluyla hipertansiyonun kontrol altında tutulmasını özellikle vurgulamaktadır.Vücut ile ruh arasındaki dengeyi sağlamak için meditasyon şiddetle önerilmektedir.Bu denge stresi azaltıp, zihnin rahat kalmasına yardımcı olur.Zihnin rahatlaması yüksek tansiyonu olan kişiyi davranışlardaki bu değişim de stres koşullarına karşı verilen tepkileri azaltır.Öfkeyi kontrol edebilmek için ve her şartta sakin kalabilmek yüksek tansiyonu kontrol eder.”Yogasans, Yoganidra ve Pranayama” da yüksek tansiyonu altında tutmak için etkilidir.

 Hindistan cevizi suyu ve ıhlamur gibi bazı içecekler ve “rudraskha tespihi” tanışmanın da pitta’yı (gerginlik) azalttığına ve zihnin ve vücudun rahatlamasına yardımcı olduğuna inanılır.Azaltılmış pitta (gerginlik) ve rahatlamış zihnin kombinasyonu hipertansiyonu kontrol altında tutar.

 Ayurvedik sistemde, tuz kısıtlaması da hipertansiyonun kontrolündeki önemli faktörlerden biridir.Tuz kısıtlamasında önerilenleri Allopathy bölümünde anlatılanlarla aynıdır.

 Birincil hipertansiyonun tedavisinde tavsiye edilen Ayurvedik ilaçlar şöyledir:

- Gokshruad ve Guggul: Bu ilaçlar Gokhru bitkisinde türetilmiştir.Vücuttan tuz ve su kaybını arttırırlar.Bu kanın hacmini, böylece de kalpten pompalanan kan miktarını azaltır.Guggul aynı zamanda damarların esnekliğini de sağlar.

- Sarpagandha: Bu Raufwolfa Serpentina’dan (yüksek tansiyonun kontrolünde etkili bir bitkiden) üretilmektediir.Bu ilaç kalpten pompalanan kan miktarını düşürür.Sarpagandha’nın uzun süreli ve özellikle aşırı dozda kullanımının ters etkileri vardır.Bazı araştırmalar, Rauwolfa Serpentina, Abhal ve Corn-Silk’in bileşimler çeper basıncını ve kalpten pompalanan kan miktarını düşürürler.Bu ilaç genellikle Ayurveda benzeri olan, Unani ilaç sisteminde kullanılmaktadır.

- Punarnava: Bu bitkinin özü, vücuttan tuz ve su atılımını hızlandırır.Böylece kalpten pompalanan kan miktarını azaltmış olur.

- Akeek Pisti: Bu ilaç kalp kaslarının tonunu iyileştirir.Kalpten pompalanan kan miktarını azalttığına inanılır.

 İkincil hipertansiyonun kontrol altında tutulması ek tedavi gerektirir.

(Ayurveda) Hipertansiyonun Nedenleri Nelerdir?

 Ayurveda’ya göre kalp bilincin oturduğu yerdir.Duygular kalbi doğrudan etkiler ve kalp hastalıkları bu duygular mutsuzluk oluşturdukları zaman meydana gelir.

 Hipertansiyon, vücutta fiziksel ya da duygusal travma nedeniyle dengesizlikler oluşturmasının sonucudur.Bu dengesizlikler kalıtsal faktörlere, beslenmeye ve vücutta dengesizliğe yol açan bir yaşam tarzına, vücutta yağ birikimine, stresei ileri yaşa ve gerginliğe de bağlı olabilir.

Hipertansiyonu Olan Bir Kişinin İhtiyacı Olan Aile Desteği Nedir?

 Aile bireyleri, yüksek tansiyonun önemli nedenlerinden biri olan stresin aile içinde azaltılmasında yardımcı olabilirler.Ailenin desteği şu nedenlerle de önemlidir:

1. Yüksek tansiyonu olan bir kişinin hayatında uzun vadeli değişiklikler yapması gerekir.

2. Genellikle uzun süreli, düzenli ilaç tedavisi gerekir.

3. İlaçların alınmasının düzenli ve sürekli olması için aile bireylerinin aktif katılımı gerekir.

4. Hipertansiyona bağlı risklerden doğan korku da strese yol açabilir.

5. Bazı kişiler hipertansiyona bağlı riskler nedeniyle endişelenirler ve hipertansiyona bağlı risklerin tedavi ile düşürüleceğini kolayca kabullenemezler.

Hipertansiyonla İlgili Hangi Konular Araştırılmalıdır?

1. Hipertansiyonun daha etkili ve daha az yan etki ile kontrol altında tutulması için çeşitli ilaç grupları test edilmektedir.Bunların içinde Renin inhibitörleri, Angiotestin II receptor antagonist, Endopeptidase inhibitörleri ve Endotelin antagonistleri bulunmaktadır.

2. Daha ileri hipertansiyona yakalanmaları kesin olan kişilerin belirlenmesi konusunda araştırma ihtiyacı bulunmaktadır.Yaşam tarzı değişiklikleri özellikle bu kişilerde uygulanarak hipertansiyon önlenebilir.

3. Aspirin ikinci ve daha sonraki kalp krizleri ve inmeleri için oluşan riskleri düşürmektedir.Aspirin ilk kalp krizi ve inme riskini de düşürüp düşüremeyeceğine dair araştırma çalışmaları gerekmektedir.

4. Ses ötesi bir kalp muayene yöntemi olan ekokardiyografi, kalp kasının kalınlaşmasının kalp ağırlığının artışıyla birlikte görülen hipertansiyonun, kalp problemleri için erken bir uyarı olduğunu göstermiştir. Hipertansiyonun kontrol altında tutulması için kullanılan çoğu ilacın, kalpteki bu değişikleri tersine çevirme durumunun hipertansiyona bağlı kalp problemlerine yakalanma riskini düşürüp düşürmediği konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

Hipertansiyon Tedavisinin Faydaları

Diyastolik tansiyondaki 5-6 mmHg’lik sistolik tansiyondaki 10-14 mmHg’lik azalma yaklaşık beş yıl boyunca devam ettirilebildiği taktitirde:

- İnme riskinde %38 azalma

- Kalp hastalığı riskinde %18 azalma

- Ölüm riskinde %21 azalma

Tansiyonun düşürülmesinin faydaları tedaviden yaklaşık iki-üç yıl sonra görülür.