Monthly Archives for Eylül 2008

Sigarayı Bırakmanın Faydaları

 Sigaratı bıraktıktan yirmi dakika sonra vücut kendini yenilemeye başlar.

- Yirmi dakika sonra: Tansiyonunuz düşer ve nabız normale döner.

- Sekiz saat sonra: Kandaki karbonmonoksit düzeyi normale döner.Oksijen düzeyi normal seviyesine çıkar.

- Yirmidört saat sonra: Kalp krizi ihtimali azalır.

- Kırksekiz saat sonra: Koku ve tat alma yeteneği artar.

- İki-üç hafta sonra: Kan dolaşımı artar.Daha kolay yürüyebilirsiniz.Akciğer fonksiyonları %30′a kadar artar.

- Bir-dokuz ay sonra: Öksürük ,burun tıkanıklığı, aşırı yorgunluk ve nefes darlığı azalır.Akciğerlerdeki tüye benzer uzantılar artar ve bu sayede toz, bakteri vs. daha verimli bir şekilde atılır.

- Bir yıl sonra: Koroner kalp hastalığı riski sigara içen bir kişinin riskini yarısı olur.

- Beş yıl sonra: Akciğer kanseri riski yaklaşık olarak yarıya iner.Beş-onbeş yıl içinde kalp krizi riski, sigara içmeyen bir kişinin riskinin risk seviyesine düşer.Ağız, boğaz ve yemek borusu kanseri riski, sigara için bir kişiye göre yarıya iner.

- On yıl sonra: Akciğer kanseri riski hemen hemen sigara içmeyen bir kişiyle aynıdır.Ağız, boğaz, yemek borusu, mesane ve böbrek kanseri riski azalır.

Hangi Durumlarda İlaç Kullanılması Gereklidir?

 Aşağıdaki gruplardan birne dahilseniz, hipertansiyonun kontrol altında tutulması için ilaç kullanmak gerekir:

1. Hayat tarzında değişiklik yapıldığı halde üç-altı ay sonra dahi kontrol altında tutulmayan hafif hipertansiyon.

2. Orta düzey hipertansiyon.

3. İleri düzey hipertansiyon

4. Hayat tarzında değişiklik yapıldığı halde,üç-altı ay sonra dahi kontrol altında tutulamayan 140-180 mmHg seviyesinde izole sistolik hipertansiyon.

5. 180 mmHg’dan yüksek seviyede sistolik hipertansiyon

 Yüksek tansiyonu kontrol altında tutmak için genellikle kullanılan ilaçlar şunlardır:

- ADE (Antijotensin dönüştürme enzimleri) inhibitörleri: Bunlar, çeper direncini düşürerek tansiyonu kontrol altında tutan ilaçtır.ADE inhibitörlerinin yaygın yan etkisi süreklii kuru öksürüktür.

- Kalsiyum kanalı blokerleri: Bu ilaçlar esas olarak çeper direncini düşürürler.Bu gruptaki ilaçlardan bazıları ise kalpten pompalanan kan miktarını düşürür.Yaygın yan etkileri kalp yavaşlaması ve hızlanması, kabızlık ve ayaklarda şişmedir.

- Beta blokerleri: Bunlar kalpten pompalanan kan miktarını düşürürler.Beta tıkayıcıları hipertansiyon ile birlikte kalp hastalığı da varsa tercih edilirler.Aşırı yorgunluk ve depresyon beta tıkıyıcılarının yaygın yan etkilerindendir.

- Alfa tıkıyıcıları: Bu ilaçlar esas olarak çeper direncini düşürürler.Yaygın yan etkileri kalp atışının normal olmayan bir şekilde hızlanması ve ayağa kalkıldığında başdönmesidir.

- Diuretikler: Bunlar vücuttan tuz ve su kaybını artışına yol açarlar.Bu, kalpten pompalanan kan miktarını düşürür.Diuretikler uzun zaman kullanıldıklarında çeper direncini de düşürürler.Yaygın yan etkisi yorgunluk ve bacak kramplarıdır.

 Hipertansiyonu kontrol altında tutmak için kullanılan ilaçlar kişiden kişiye değişir.Doktorunuzun tercihi, yaşınıza, bağlı hastalığınıza, kolestrol seviyenize, hayat tarzınıza ve aldığınız diğer ikaçlarla etkileşimlerine bağlı olacaktır.Hipertansiyon kontrol altında tutmak için kullanılan ilaçların en yüksek etkisini en erken tedavi başladıktan birkaç hafta sonra gözlemleyebilirsiniz.Bu nedenle kısmen etkili olmuş ilaçları kısa bir süre içinde değiştirmek tavsiye edilmez.Eğer ileri düzeyde hipertansiyonunuz varsa, kontrol altında tutmak için birden fazla ilaç kullanmanız gerekebilir.

 Bağzı ağrı kesiciler yüksek tansiyon ilaçlarının etkisini azaltırlar.Herhangi başka bir ilaç kullanmadan önce doktorunuza danışmalısınız.

 Hipertansiyonu olan kişiler için şeker hastalığı, yüksek kolestorol ve sigara gibi diğer risk faktörlerinin kontrolü çok önemlidir.

Zayıflamak isteyenlerin umut ışığı

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı ve Ege Obez Hasta Derneği işbirliğiyle yürütülen Obezite Okulu, zayıflamak isteyenlerin umut ışığı oldu. 
Okulda bu haftaki program dahilinde, “Obezite Tedavisinde Eğitimin ve Yaşam Biçimi Değişikliğinin Yeri, Egzersizin Önemi ve Yöntemleri” konusu işlendi. 
Endokrinoloji ve Metobolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Füsun Saygılı, “Dengeli beslenmenin devamlı bir yaşam biçimi olması gerektiğini, bunun yanında düzenli egzersizin de önemli olduğunu hastalarımıza vurguluyoruz.” dedi.
Obeziteden kaynaklanan yaşam kalitesi düşüklüğünün doğurduğu sıkıntıların, tedaviyle doğru orantılı biçimde ortadan kalkacağını ifade eden Prof. Dr. Saygılı, “Bu tedavi süresince iştah kesici, yağ emilimini önleyen ve insülin direncine yönelik ilaçlar kullanıyoruz.” şeklinde konuştu. 
Obezitenin, estetik kaygılardan öte bir hastalık olduğunun altını çizen Uz. Dr. Banu Yürekli ise “Obezlerin kalp, yüksek tansiyon ve şeker hastalıklarına yakalanma oranı daha yüksektir. Bu iş, sabır ve zaman gerektirir. Kısa zamanda verilen kilolar, hızla geri alınır. Kalıcı olarak yaşam boyu sağlıklı kiloyu korumak gerekir.” diye konuştu.
Geçen yılki programda, 3 ayda 133.5 kilodan 112 kiloya düşen Mehmet Emin Özüyılmaz da şunları söyledi: “Tamamen bilimsel program içinde, dengeli beslenmeyi bir yaşam biçimi haline getirdim ve yıllardır bildiğim yanlış beslenme alışkanlığımı düzelttim. Yemek tarzında düzensizlik vardı, düzene girdi. Karbonhidratlı yiyecekleri bol miktarda yerken öğretilen miktara düşürdüm. Şişmanlığın en kötü yanı, sosyal açıdan yaşadığım rahatsızlıklardı. Verdiğim kilolar, daha sosyal bir insan olmamı ve ayna karşısında daha fazla zaman geçirip kendime önem vermemi sağladı.”

Ramazandan sonra ağır yemeklerden sakının

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Fulya Akın, Ramazan’dan sonra normal beslenmeye geçildiğinde, bir müddet öğün sayısını altıya çıkarmanın uygun olacağını bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Akın, yaptığı açıklamada, Ramazan Bayramı’nda çok miktarda tatlı yenmesinin hem mideye yük olacağını, hem de aşırı kalori sebebiyle şişmanlamaya zemin hazırlayabileceğini belirtti. Bayramda hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar ve meyve ikram etmeyi alışkanlık haline getirmek gerektiğini kaydeden Akın, oruçtan sonraki beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. 

Normal beslenmeye geçildiğinde bir müddet öğün sayısını altıya çıkarmanın ve her öğünde mideyi az doldurmanın önemine de işaret eden Fulya Akın, şunları kaydetti: “Öğünlerde ağır, yağlı ve tuzlu yemeklerle kızartmalardan kaçınılmalıdır. Bunların yerine sebze ve haşlama gibi daha sağlıklı besinler yenmelidir. Her gün mutlaka 1,5-2 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Yoğurt, sebze yemekleri ve meyve yemek, bağırsakların daha düzenli çalışmasını sağlayacaktır. Kalp damar hastalıkları, kolesterol ve tansiyon, şeker, alerji, böbrek, mide ve bağırsak hastalığı olanlar, bayramdaki fazla ve dengesiz beslenmeden çok daha fazla etkilenmektedir. Bu kişilerin özellikle tıbbi diyetlerine dikkat etmesi, ek olarak hafif yürüyüş ve egzersiz yapması da önerilir.”

Hipertansiyon’da Tuz Alımı

- Günde beş-altı gramdan fazla tuz almamalısınız.

- Kentlerde evde pişirilen normal yemekler, günde beş-altı gram tuz içerir.Bu oran, sadece yemek yaparken taze gıdalar kullanıldığında geçerlidir.

- Pişirme sırasında tuz katılmazsa, günde iki-üç gram tuz alınabilir.Hipertansiyonu olan bir kişi, yemeklerine günde yarım çay kaşığı tuz ekleyebilir.Bu oranlar pişirme sodası içermeyen işlenmiş ve konserve gıdalar tüketilirse geçerli değildir.

- Daha tuzlu yemeyi seviyorsanız düşük sodyum içeren tuzları kullanın.Bunlar çeşitli markalarda bulunabilir.

- Fast food tüketiminden kaçının ya da en aza indirin, çünkü bu gıdalar yüksek oranda sodyum içerirler.

- Daha az sodyum içermemeleri nedeniyle doğal besinler alın.İşlenmiş gıdalar daha fazla sodyum içerdiklerinden bunlardan kaçının.Turşudan ve hamurlu gıdalardan da kaçının, çünkü bunlar da yüksek oranda tuz içerirler.

Rahatlama Teknikleri

 Pek çok araştırma hipertansiyonun kontrol altında tutulmasında, düzenli yoga, meditasyon ve zihinsel stresin azaltmasının yardımcı olduğunu belirtmiştir.Bu yöntemler muhtemelen psikolojik strese olan tahammül arttırmaktadır.Rahatlama tekniklerinin etkisi düzenli uygulamadan yaklaşık sekiz hafta sonra gözlemyebilirsiniz.

 Şeker hastalığı, sigara alışkanlığı ve yüksek kolestorol gibi diğer risk faktörleri de varsa, hayat tarzında ilave değişiklikler de yapmak gerekir.

Hipertansiyon Nasıl Kontrol Altında Tutulur?

 Hipertansiyonu iki şekilde kontrol altında tutabilirsiniz:

- Yaşam tarzınızda değişiklik yaparak veya

- İlaç kullanarak.

 Her seviyede hipertansiyonu kontrol altında tutmak için yaşam tarzında yapılacak değişiklikler önemlidir.Sadece bu değişiklere, sistolik tansiyonunuzu 10 mmHg ve diyastolik tansiyonunuzu 7,5 mmHg ve diyastolik etkiyi en yüksek bir şekilde, yaklaşık 3-6 ay içinde gözlemleyebilirsiniz.Hipertansiyonun etkin bir şekilde kontrol altında tutulması için bu değişiklikleri yaşam boyunca sürdürmeniz önemlidir.

 Hipertansiyonun kontrol altında tutulması için önerilen yaşam tarzı değişiklikleri şunlardır:

- Kilo vermek (şişmansanız). Aşırı kilolu ve hafif hipertansiyonu olan kişilerin yaklaşık üçte ikisi, aşırı kilolarının yüzde ellisini vererek tansiyonlarını kontrol altında tutabilirler.Haftada yarım-bir kilodan fazla vermemelisiniz.Daha hızlı kilo vermeye kalkarsanız, bunu sürdürmek zor olabilir.

Hipertansiyonun Teşhisi İçin Yapılan Laboratuvar Testleri?

Doktorunuz hipertansiyonu sadece tansiyon ölçümlerine dayanarak teşhis edebilir,hipertansiyonun önemli organlara verdiği zararı ve bu zararı arttırabilcek durumları belirlemek için bazı rutin testler de gerekli olacaktır.İkincil hipertansiyonunuzun olabileceği şüphesi varsa özel testler gerekecektir.Gereken rutin testler şunlardır:- Şeker hastalığını,yüksek kolestrol seviyesini ve böbrek yetmezliğini belirlemek için kan testleri.

- Şeker hastalığını ve böbreklere verilen hasarı belirlemek için idrar testleri.

- Kalpteki veya aorttaki büyümeyi belirlemek için göğüs filmi.

Birincil Hipertansiyon Risk Grupları Nelerdir?

-Zamanlarının yüzde yirmi – ellisini hareketsiz geçiren kişilerin hipertansiyona yakalanma riski daha fazladır.

-Yüksek kilolu kişilerin hipertansiyona yakalanma riski iki – altı kat daha fazladır.

-Anne ve babasında birinde hipertansiyon olanların hipertansiyona yakalnma riski yüzde otuz daha fazladır.

-Anne ve babasının herikisinde hipertansiyon olanların hipertansiyona yakalanma riski yüzde kırk daha fazladır.

-Tuza karşı hassas olan kişiler günde beş altı gramdan daha fazla tuz aldıkları taktirde hipertansiyona yakalanma riskleri daha fazladır.

Hipertansiyon’da Acil Durum

Tansiyondaki hızlı ya da ani artışlar (240/140 mmHg veya daha fazla)genellikle ciddi başağrısına,görüntülü bulanıklığına,uyuşukluğuna,kusmaya ya da nefes darlığına yol açar.Kötü huylu (Malignant)Hipertansiyon olarak adlandırılan bu durum hastanede acil müdahale gerektirir.Hipertansiyonu olan kişilerin yaklaşık yüzde birinde bu duruma rastlanır. Hafif hipertansiyonu olan kişilerde bile kalp hastalığı ve kalp krizi riski vardır.Eskiden yüksek diyastolik tansiyon,hipertansiyona bağlı komplikasyonların önemli bir belirtisi olarak kabul edilirdi,ancak daha sonra,yüksek sistolik tansiyonun en az yüksek diyastolik tansiyon kadar komlikasyonlara yol açtığı görüldü.

 Hipertansiyon,kalp krizine yol açan pek çok risk faktöründen biridir.Diğer risk faktörleri şeker hastalığı,sigara,yüksek kolesterol,yaşlılık ve ailede daha önce görülmüş kalp krizleridir.Hipertansiyonu olan bir kişide komplikasyon oluşma ihtimali aynı zamanda diğer risk faktörlerinin var olup olmadığınada bağlıdır.

 Örneğin,hipertansiyonu olan ve daha önce kalp krizi olan yaşlı bir kişide,daha ciddi komplikasyonların oluşma ihtimali yılda yüzde üç-beşdir.Öte yandan,hipertansiyon dışında başka bir risk faktörü olmayan genç bir kişi için daha ciddi bir komplikasyon riski yılda yüzde 0.1′dir.Hipertansiyonu olan insanlar için diğer kalp krizi risk faktörlerinin teşhis edilmesi ve etkili olarak kontrol edilmesi önemlidir.Bu,hipertansiyona bağlı risk ve komplikasyonları büyük ölçüde azaltacaktır.

Hipertansiyonun Riskleri Ve Komplikasyonları Nelerdir?

 Yüksek tansiyon kendi başına aşırı nefes darlığına (kalp yetmezliğine), beyin kanamasına (inmeye), göz sinirlerinin şişmesine (bulanık görüşe) ve aort duvarında tırtılmaya (aort diseksiyonu) yol açabilir.Bu gibi koplikasyonlari on yıldan fazla süreyle tedavi edilmiş hipertansiyonu olan kişilerin yaklaşık yarısında oluşur.

 Hipertansiyonun bazı dolaysız etkileri de bulunmaktadır.Bunlardan biri, kalbe, böbreklere, kol ve bacakların alt kısımlarına kan akışının azalmasıdır.Bu durum kalp krizine, böbrek yetmezliğine ve yürürken bacaklarda ciddi ağrılara yol açabilir.Bu komplikasyonlar, on yıldan fazla hipertansiyonu tedavi edilmeyen kişilerin yaklaşık %30′unda görülür.

Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir?

 Herhangi bir komplikasyonu olmadığı sürece hipertansiyonun herhangi bir belirtisi yoktur.Yani teşhis edilmeden önce uzun yıllar yüksek tansiyonla yaşayabilirsiniz.Bu nedenle tansiyonunuzu, özellikle otuz yaşından sonra rutin bir şekilde ölçmeniz gerekir.Böylece hipertansiyon mümkün olduğunca erken teşhis edilebilecektir.

 Yüksek tansiyon, genellikle genel bir checkup doktora gittiğinizde fark edilir. Hipertansiyonu olan bazı kişilerde baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik olabilir ya da sadece kendilerini kötü hissederler.Bazen yüksek tansiyon hastaneye yatmayı gerektiren ciddi komplikasyonlara neden olduğunda farkedilir.