Monthly Archives for Ağustos 2008

GAZ OLUŞUMU ve GEĞİRMENİN AZALTILMASI İÇİN ÖNERİLER

 

Heyecanlı ve sinirli anınızda yemek yemeyiniz.

Yavaş yiyiniz, iyi çiğneyiniz, hava yutmayınız.

Sigara içmeyiniz, sakız çiğnemeyiniz, sakızlı şekerleri yemeyiniz.

Karbonatlı içecekler (soda, cola, gazoz vb.) gibi hava içeren besinlerden sakınınız.

Kurubaklagiller (kurufasulye, mercimek, bezelye vb.) fındık, fıstık, kuru üzüm, leblebi, çekirdek gibi kuruyemişler.

Lahana, karnabahar, turp, brokoli, salatalık, şalgam, soğan, kuşkonmaz vb. sebzelerden,

Erik, kayısı, elma, muz, kuru üzüm gibi meyvelerden,

Buğday ve buğday ürünlerinden (bulgur, yarma vb.)

Süt, dondurma vb.,

Kızaltılmış besinler, yağlı etler ve soslar

Çok şekerli ve ağdalı tatlılardan

Incoming search terms for the article:

ŞİŞKİNLİK ve GAZ YAKINMASI İÇİN DİYET ÖNERİLERİ

 

Barsak spazmı ve barsak hareketlerinin düzensizliği, mide boşalımının gecikmesi, hızlı yemek yeme gaza neden olabilir. Sıklıkla diyetteki basit değişiklerle tedavi edilebilir. Gaza neden olan besini tanımak ve elimine etmek için deneme diyetleri kullanılabilir. Bunun için birey öncelikle normal yemeye devam etmelidir. Daha sonra gaza neden olabilecek besinlerin bir grubu 1 hafta süre ile diyetinden çıkarmalıdır. Eğer gazda azalma yoksa, yiyecekler diyete geri konmalı ve diğer bir grup 1 hafta süre ile diyetten çıkarılmalıdır.

Bu uygulama, tolere edilebilir gaz düzeyine ulaşıncaya kadar izlenmelidir. Gaza neden olan besinler bazen tamamen elimine edilmezler. Bu besinlerin miktarının azaltılması ile de tolere edilebilir düzey belirlenebilir.

Örneğin günde 3 barsak süt aşırı gaza neden olurken, 1 bardak süt ile sorun olmayabilir. Bir çok bireyde diyete posa eklenmesi gaza neden olabilir. Bu sorun yine posanın kademeli artırılmasıyla azaltılabilir.

Diyet yapmadan sadece egzersizle zayıflanır mı?

Türkiyede Yapılan Tansiyon Araştırması

Türkiyede yapılan tansiyon araştırma sonuçları açıklandı. Araştırma Türk Tansiyon Derneği tarafından 9 ayrı ilde yapıldı. 

17 Mayıs gününün Dünya Tansiyon Günü olması sebebiyle derneğin yaptırdığı araştırmada 20 bin kişinin tansiyonu ölçüldü.40 bin kişiyede bilgilendirme amaçlı broşur dağıtıldı.

Derneğin Genel Sekreterliğini yapan Prof. Dr. Mustafa Arıcı, ölçüm yapılanların yarısının 40-60 yaş grubu insanların oluşturduğunu  ve ölçüm yapılanlan insanların yaklaşık yüzde 60′ında yüksek tansiyon olduğu belirlendi.
 

Prof. Dr. Arıcı, yapılan araştırma sonuçlarını şu şekilde değerlendirdi: 
” Tansiyonu ölçülenlerin yarısı 40 ile 60 yaş gurubu, ve yüzde 60 yüksek tansiyon belirlendi. Tansiyonu ölçülen yaklaşık yüzde 12 lik kısım şimdiye kadar hiç tansiyonunu ölçtürmemiş.Kampanya ya katılanların yüzde 30 u erkeklerde, kadınlarda ise yüzde 25 de yüksek tansiyon olduğu tespit edildi. ”

Evet buda gösteriyor ki ülkemiz tansiyon hastalığı konusunda maalesef yeterli bilgiye sahip değil.Kulakdan dolma şeylerle kendi kendimizi tedavi etmenin yollarını arar olduk.Yanlız unutmamalıyız ki en tehlikeli ve ani ölümlere yol açan hastalıkların başında tansiyon, yüksek tansiyon hastalığı gelmektedir.

Lütfen kendimize gereken önemi verelim ve düzenli olarak tansiyonumuzu ölçtürelim.Eğer imkanınız varsa tansiyon aleti temin edinin.Tansiyonunuzu kontrol altında tuttuğunuz sürece hastalıktan korkmamalıyız.

Ayrıca yapıcağınız düzenli tansiyon kontrolu, size psikolojik olarak bir güven verecek kaliteli bir yaşam sürdürecektir.

Sağlıklı günler dilerim.

Diyet Ve Tiroit İlişkisi

Tiroit yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo alınmasına neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle tiroit bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur. Tiroit hormon ilaçları (Levotiron veya Tefor gibi) ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa da hastaların % 17’si kilo veremez. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu durum daha sık görülür. Hem menopoz hem de tiroit yetmezliği kilo vermeyi engeller.

Tiroit bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroit hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de oluşur. Kalori alımı yani yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve etkili olan T3 azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz.

Kalori alımı azaldıkça yani diyet yaparken az yemek yedikçe vücudumuzdaki yağlardan salgılanan Leptin isimli hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu ise beyindeki iştah merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar.

Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi Ghrelin hormonudur. Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun salgılanmasını önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.

Bazı minerallerin eksiklikleri de kilo vermeyi engeller. Manganez, krom çinko, kalsiyum ve magnezyum eksikliği özellikle çok önemlidir. Bu minerallerde saptanan eksikliklerin tedaviyle düzeltilmelidir.

T4 hormonunun T3’e dönüşmesinde selenyum minerali de etkili olduğundan kilo veremeyen kişilerde selenyum eksikliği olup olmadığına bakılması gerekir. Selenyum eksikliği varsa bu eksiklik giderilir. Ayrıca çinko, demir, bakır mineralleri de T4’ün T3’e dönüşümünde etkilidir. Bu minerallerde eksiklik olup olmadığına da bakılması gerekir.

Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı olabilir. Omega-3 yağ asitleri tiroit hormonlarının hücrelerdeki etkisini artırmaktadır.

Kanda insülin hormonu yüksek ise kilo vermede sıkıntılar oluşur. İnsülin yüksekliğini azaltmanın önemli bir yolu şeker yükü yüksek olan karbonhidratları yememektir. Beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, kek, tatlı, çikolata gibi şeker yükü fazla gıdalar insülin hormonunu kanda iyice artırarak kilo vermenizi önler. Bu gıdalar yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek (köylü ekmeği gibi), kepekli makarna, nohut, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze ve meyvelerle beslenmek gerekir.

Tiroit yetmezliği olan hastalarda metabolizma yavaşladığından alınan karbonhidratların (unlu, şekerli gıdaların) sindirilmesi veya parçalanması ve kandaki şekerin hücrelere girmesi zorlaşır. Bu nedenle vücut daha fazla insülin salgılayarak kan şekerini düşürmeye çalışır. İnsülin arttıkça da iştahta artma ve kilo alma oluşur. İnsülin hormonundaki yükselmeler gün içinde kan şekerinde düşme yaptığı için de yorgunluk, baş dönmesi, bitkinlik, öfkelenme, birden sinirlenme, bağırma ve açlık hissi oluşur. Sizde bu belirtiler varsa kan şekerinizde düşmeler oluyor demektir. Bunu anlamak için 3-4 saatlik şeker yükleme testi yaptırmanız gerekir.

Stresli kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol artmaya başlar ve artan kortizol hormonu da kan şekerini yükseltir.

Yukarıda söz edilen faktörler hipotiroidili bir hastada kilo almaya, kan şekerinde düşmelere neden olur. Eğer kilo veremezseniz ileride bu defa şeker hastalığı gelişir.

Bu nedenle karbonhidrat ve yağdan fakir bir beslenme ile ve egzersiz yaparak kilo vermeyi denemelisiniz.

İyi beslenmenize ve egzersiz yapmamıza rağmen zayıflayamıyorsanız doktorunuz size bazı ilaçlar verecektir. Bu ilaçlar zayıflamanıza yardımcı olur.

Hipotiroidili hastalarda selenyum desteği almak T4 hormonunun T3’e dönüşümünü artırarak dokulardaki tiroit azlığını veya metabolizma yavaşlamasını artırmaya faydalı olabilir. Bu nedenle selenyum ölçümü yaptırınız. Eksiklik varsa doktorunuz size selenyum desteği için ilaç verecektir.

Kilo veremeyen tiroit yetmezlikli hastalarda T4 (Levotiron veya Tefor) ve T3 ilaçlarını birlikte almak bazen faydalı olabilir. TSH hormonunu 1.5-2.5 arasında tutacak şekilde doktorunuz bu ilaçları ayarlayacaktır.

Yukarıdaki önlemlere rağmen kilo veremeyen kişilerde altta yatan diğer nedenleri araştırmak gerekir. Bunlar depresyon, stres, uyku bozuklukları, bazı mineral ve vitamin eksikleri ve gıda allerjileri olabilir. Özellikle selenyum, çinko, ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok önemlidir.

Bazen TSH hormonu normal olduğu halde kilo veremeyen hastalarda anti-TPO antikoru yüksek olabilir. Anti-TPO antikor yüksekliğinde tiroit bezinin çalışmasında hafif bozukluklar olabilir. Çok hassas TSH ölçümleri ile bu durum anlaşılabilirse de gizli tiroit yetmezliğin tanısı için TRH testi yapılabilir. TRH sonrası 25nci dakikada TSH 15’den yüksek çıkarsa tiroit bezi az çalışıyor demektir.

Özetle; tiroit yetmezliği olan kişiler kilo veremiyorsa şu nedenler araştırılır:

1. İlaç yeterince alınıyor mu? TSH düzeyi istenen seviyede mi? TSH düzeyi 1-1.5 düzeyine indirmekle kilo verme sağlanabilir.

2. Gıda allerjisi olup olmadığını araştırmak gerekir. Gıda allerjisi varsa kilo vermede sıkıntı olur.

3. Kanda insülin düzeyine bakılır. İnsülin yüksek ise ona yönelik tedaviler uygulanır.

4. Kalori azaltılmasını yeterince yapmamış olabilirsiniz

5. Selenyum, B vitamini, yağ asitleri, magnezyum ve kalsiyum eksikliğiniz varsa kilo veremezsiniz

6. Psikolojik stres varsa düzeltilmelidir. Stresi olan kişilerin kilo vermesi zordur.

7. Kanda anti-TPO antikoruna bakılır. Yüksek ise ona yönelik tetkik ve tedaviler yapılır.

8. Diğer hormon bozuklukları olup almadığı araştırılır (Kortizol eksikliği, yumurtalık kistleri, prolaktin hormon yüksekliği, kan kalsiyum azlığı gibi).

Gerginliğinizi Gideren Diyet

Bol Tahıllı kahvaltı. Müsli (Yulaf ezmesi, buğday, elma kurusu, fındık, ceviz, badem, keton tohumu, mısır gevreği)

ılık süt

Müsliye tarçın katılabilir.

Ara Öğün
Elma kompostosu (Az şekerli yapılmalı)

ÖĞLEN
Bol yeşil salata (Salataya fesleğen, nane katılabilir.)

Orta büyüklükte beyaz et veya yoğurt, peynir veya omlet.

Ara Öğün
Bir bardak ayran. Bir-iki saat sonra meyve veya komposto (Çok az şekerli)

AKŞAM
Karbonhidrat (Makarna, pirinç)

Sulu yeşil sebze

Bakliyat (Mercimek, fasulye, nohut, soya)

yemeklere zencefil katılabilir. Akşam yemeğinden sonra, taze meyve, üç-dört adet badem, üç-dört adet fındık yemeli. Gün içerisinde rezene çayı, ılık veya sıcak

Sıcak Havalarda Tansiyon ve Kalp Hastaları Dikkat

Sıcak havalarda kalp ve yüksek tansiyon hastalarının çok dikkat etmeleri konusunda bilim adamları uyarıyor. Türkiyede hastalıklardan ölenlerin büyük bir çoğunluğunu kalp ve damar hastaları, tansiyon, yüksek tansiyon hastaları oluşturmakta.Bu nedenle tansiyon ve yüksek tansiyon hastalarının bu aylarda çok dikkatli olmaları ve gereken tedbirlerin almaları gerekmektedir.

Bu ani ölümlere yok açan tansiyon, yüksek tansiyon, kronik kalp hastalıklarından korunmanın yolu koruyucu önlemler almaktan geçmektedir. Türkiye’de yaklasık 2 milyon tansiyon ve yüksek tansiyon, kalp hastasının yılda 130 bini maalesef hayatını kaybediyor.

Yaz aylarında tüketilen aşırı hayvansal ürünler, yağlı pişirilen yemekler, meyve ve sebze
tüketiminin az olması ve yetersiz yapılan spor, tansiyon, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, sismanlık ve şeker hastalığı, kalpdamar
hastalıklarına yakalanma riskini artıran en önemli unsurlardır. Uzman doktorlarımıza göre bu sıcak yaz aylarında mümkün olduğunca hafif yemekler yemeli ve bol bol su tüketmeliyiz.

Yüksek tansiyon ve düşük tansiyon hastaları için iyi haber

Bilim adamları kullanılan tansiyon hapları yerine tansiyon aşısı buldular.

Alman bilim adamlarının geliştirmekte oldukları yüksek tansiyon aşısını, insanlar üzerinde uygulanan klinik deneylerde başarı elde ettiler.Berlin Üniversitesi Kliniği Charite’de yapılmakta olan deneylerde, aşı doğrudan insan vücudunda kan basıncını düzenleyen sisteme etki ediyor ve düzenliyor.Alman bilim adamları ve İsviçreli Cytos Biyoteknoloji şirketinin beraber geliştirdiği aşıdaki, Angiotensin II isimli bir protein ve ona kenetlenmiş virüs parçaları bulunmakta. Bu madde, damarları daraltıp kan basıncının yükselmesinde önemli bir etken. Aşı uygulandıktan sonra insan vücudu bu Angiotensin II’ye karşı bir antikor üretmekte ve maddenin kan basıncını yükselten özelliğini devre dışı bırakarak diskalifiye ediyor.

Denemesi yapılan 48 yüksek tansiyon hastasından 24’üne yüksek tansiyon aşısı yapıldı. 14 hafta sonra aşının yapıldığı insanların damarlarındaki basıncın normal seviyeye gelmese de diğer insanlara göre daha düşük olduğu görüldü.Bilim adamları aşı piyasaya sürülmeden önce aşının etkilerini daha çok insan üzerinde uygulayacaklar. İlaçlara göre etkisi daha uzun süren aşı sayesinde her gün tansiyon hapı kullanma zorunluluğunun ortadan kaldırılması hedefleniyor. Aşının 3 ya da 6 aylık zamanlarda kullanılması öngörülmektedir.

Yüksek tansiyonu olanlar pancar suyu için

Günde içiceğiniz bir bardak pancak suyu yüksek tansiyon düşürülmesinde çok etkili oluyor.

Prof. Dr. Süleyman Türk yaptığı açıklamada, günde bir bardak pancar suyu içenlerde bir saat sonra yüksek tansiyon da gerileme, bir düşüş gözlenmete olduğunu belirttiler.

Prof. Dr. Süleyman Türk, tansiyon hastalarının günde bir bardak içtikleri pancar suyu, 24 saat boyunca tansiyon dengelemede yardımcı olduğunu belirttiler.

Pancar suyu yüksek tansiyon düşürücü etkisinin yaklaşık 3-4 saat içinde zirveye çıktığı ve tüm gün boyunca devam ettiği gözlenmiştir. Yüksek tansiyon yaşam kalitesini negatif yönde etkileyen felç, kalp krizi, böbrek yetmezliğine sebeb olan nedenlerden biri olarak yaşamımızı olumsuz yönde tehdit etmektedir” diye belirttiler.

Yüksek Tansiyon Etyoloji

-Esansiyel hipertansiyon(Primer,idyopatik,hipertansiyon).

-Renal hipertansiyon:Renovasküler hipertansiyon(renal arterin ateroskleroz veya fibromüsküler displazi nedeniyle daralması),preeklampsi hastalıklarına bağlı hipertansiyon(kronik plelonefrit,polikistik böbrek,arterioler nefroskleroz,diabetik nefropati,renin salgılayan böbrek tümörleri.

-Endokrin hastalıkları:Oral kontraseptif kullanımı,Cushing hastalığı ve sendromu,primer hiperaldosteronizm,konjenital ve herediter adrenogenital ve herediter adrenogenital sendromlar,feokromositoma,miksödem,akromegali.

-Aort koarktasyonu.

-Nörolojik hastalıklar:Diansefalik sendromu,polinöritis(akut intermittant porfiria,kurşun zehirlenmesi),akut intrakranyal basınç artışı,medulla spinalis kesisi.

-Poliarteritis nodoza.

-Hiperkalsemi.

Yüksek Tansiyonda Klinik Belirti Ve Bulgular

Hastaların büyük çoğunluğunda semptom yoktur.                                                         

Özellikle oksipital bölgeyi tutan baş ağrısı.                                                           

Başdönmesi,çarpıntı,kolay yorulma.                                                                   

İmpotans,burun kanaması,hematüri,bulanık görme.                                                      

Angina pektoris,nefes darlığı.                          

Fizik muayene bulguları,hipertansiyona sebep olan esas hastalıkla ilgilidir.                         

Bunların yanısıra  kalp yetersizliği bulguları,aort odağında 2. ses sertleşmesi,renal arterler üzerinde üfürüm,hipertansif reitnopati bulguları saptanabilir.                                   

Hipertansif ensefalopati sırasında baş ağrısı,baş dönmesi,görme bozukluğu,bulantı,kusma,,konfüzyon,konvülsiyonlar ve koma izler.                    

Hamilelik ve Yüksek Tansiyon

 Soru: Hamilelikte kaç çeşit yüksek tansiyon olur?
- Önceden olan tansiyon devam eder                                                                                            - Hamilelikte ilk kez oluşan tansiyon

Soru: Hamilelikte yüksek tansiyonun tehlikeleri nelerdir?
- Damar yapısındaki bozulma sebebi ile anne karnında bebeğin beslenmesi bozulduğunda bebekte gelişme geriliği görülmektedir.
- Placenta’da doğumdan çok önce erken ayrılma görülebilir (Dekolman Placenta).

Soru: Hamilelikte yüksek tansiyon ilaçları kullanmak doğrumudur?                - Kullanılabilir.Yanlız doktorunuzun tavsiye ettiği anne karnındaki bebeğe zarar vermeyen ilaçlar tercih edilmelidir.

Soru: Hangi yaş gurubu risk altında?
- İlk hamiledeki kadınlar.
- Hamilelik yası 35′den büyük veya 15′den küçükse.
- Siyah ırk insanlarda
- Çoğul hamilelikte.
- Soyundan gelen genetik sorun

Soru: Bir sonraki hamilelikte yüksek tansiyon olma riski nedir?
- % 25 dir.

Soru: Hamilelikte preeklampsi  hastalığı geçirmiş bir kadın doğum sonrasında korunma amacı ile doğum kontrol hapı kullanabilir mi?
-Evet