Monthly Archives for Temmuz 2008

Sarımsak tansiyon düşürücü bir ilaç değildir.

Türkiye’nin en önemli tansiyon uzmanlarından Prof. Serap Erdine  şöyle diyor:

1) Sarımsak tansiyon düşürücü bir ‘ ilaçdeğildir . Yüksek tansiyonu tedavi etmek isteyen ya da kontrol altına almak isteyenler için kullanılamaz.

2) Sarımsak bazılarının yüksek tansiyonunu, belli bir süre, az miktarda da olsa düşürebilir.

3) Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde sarımsağın ihtiva ettiği ‘ allicin‘ adlı damar genişletici maddenin tansiyonu belli bir miktar düşürdüğü görülmüş ve saptanmıştır.

4) Piyasada satılan sarımsak haplarının tansiyon düşürücü etkisi kesinlikle yoktur.

5) Sarımsak yedikten sonra tansiyon düşmesi olayı alerjik bir reaksiyon sonucu da meydana gelebilir.

Incoming search terms for the article:

Hipertansiyon – Yüksek Tansiyon

tansiyon yüksekliği
Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır.

başdönmeleri
Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır: Kulak ağrısı. Araç tutmaları. Ani hava değişimi. Bazı göz hastalıkları. İlaç zehirlenmeleri. Düşük veya yüksek tansiyon. Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları. Kansızlık ve kan hastalıkları. Mikrobik hastalıklar. Beyin hastalıkları. Sara ve bazı ruh hastalıkları. Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir.

bayılmalar
Geçici olarak uyanıklık halinin kaybolmasına halk arasında bayılma tıp dilinde senkop denir. Bu durumda beyin hücrelerine giden oksijen azalmıştır. Bayılmanın nedeni; yorgunluk, uzun süre ayakta kalmak, ani heyecanlar, tansiyon yüksekliği, gebelik, kansızlık, damar sertliği ve kalp hastalıklarıdır. Bayılmadan önce baygınlık hissi gelir. Sonra yüz kül rengini alır. Arkasından da terleme, çarpıntı, göz kararması ve baş dönmesi görülür. Bu gibi durumlarda yapılacak ilk iş hastayı hemen yatırmak, elbise ve çamaşırlarını gevşetmektir. Sonra yüzüne su serpilir ve amonyak koklatılır.

burun kanaması
Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir.

kulak çınlaması
Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

şişmanlık
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.

tansiyon
Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.

Hipertansiyon Nedir ?

Hipertansiyon basit olarak yüksek kan basıncı demektir. Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg’dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Kan basıncı aynı birey içinde ve bireyler arasında farklılık gösterir. Bu nedenle bireyin kan basıncı (kan basıncının sfingomanometre ile ayrı ayrı zamanlarda en az 3 kez ölçülmesi) ortalaması alınarak belirlenmelidir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.

Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?

Sanayileşmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.

Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün “uygarlaşma” ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.

Hipertansiyon Riskleri

Hipertansiyon ciddi bir durumdur. Hipertansiyon, kendi başına öldürücü değildir; fakat tedavi edilmediğinde hipertansiyonun sonuçları öldürücü olabilir. Hipertansiyon kalbi zorlayarak kalp yetmezliğine neden olabilir. Üstelik ateroskleroz ve bunun yol açabileceği iskemik kalp hastalığı (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık sonucu dokuların hava alamaması) riskini önemli ölçüde arttırır. Buna ek olarak; hipertansiyonlu hastalar kanama ve beyindeki kan damarlarının trombozuna (pıhtıyla tıkanmasına) diğerlerinden daha kolay yakalanırlar. Hipertansiyon ayrıca koroner arter hastalığına da büyük katkıda bulunur ki, bu hastalık sanayileşmiş toplumlarda ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir. Bahsettiklerimizin hepsi tedavi edilmeyen hipertansiyonun sonuçları olup hipertansiyona bağlı morbidite (hastalık), mortalite (ölüm) büyük bir bölümünü oluşturur.

Hipertansiyonun Sınıflandırılması

Hipertansiyon, sıklıkla, nedenine göre sınıflandırılır. Buna göre iki tip vardır.

  • esansiyel (primer – birincil) hipertansiyon
  • sekonder (ikincil) hipertansiyon

Hipertansiyon vakalarının yaklaşık %90′ı, neden (etiyoloji) bilinmediğinden primer ya da “esansiyel” hipertansiyon olarak adlandırılır.

Hipertansiyon vakalarının geriye kalan bölümüne, yani yaklaşık %10′una bu durumun nedeni bilindiğinden “sekonder ” hipertansiyon denir. Böbrek kökenli olan (renal) hipertansiyon bunların en yaygın olanıdır.

Sekonder Hipertansiyon

Bu tipte yüksek kan basıncı, bilinen bir etiyolojiden (nedenden) kaynaklanmaktadır. Neden olan hastalık tedavi edildiğinde hipertansiyon düzelebilir.

Böbrek hastalığı: Renal hipertansiyon olarak adlandırılır. Varolan bir böbrek hastalığı kan basıncının yükselmesine neden olur.

Endokrin hastalıkları: Endokrin sistemi etkileyen hastalıklar kan basıncını da etkiler, çünkü adrenal bezler çeşitli kan basıncını kontrol eden mekanizmaları düzenler.

İlaçlar: Bazı ilaçlar, örneğin kortikosteroidler, oral kontraseptifler (aldosteron sekresyonu ve plazma reninini arttırarak), nazal dekonjestanlar, amfetamin, tiroid hormonları, NSAID, soğuk algınlığı ilaçları, siklosporin, eritropoetin, iştah kesiciler, trisiklik antidepresanlar, MAO inhibitörleri, alkol (günde 70-100 mL civarında alkollü içki alınması hipokalemik alkalozla birlikte hipertansiyona neden olur) kan basıncının yükselmesine neden olurlar. Bu ilaçların bırakılması ile kan basıncı normale döner.

Diğer Sebepler

  • Aort koarktasyonu: aortun doğuştan dar olması
  • Gebelik toksemisi: hipertansiyon, albuminüri, ödem ile karakterize, gebeliğin ikinci yarısında oluşan bir hastalık.
  • Beyin tümörü ya da lezyonu: intrakraniyel basınca yol açarak kan basıncının hızla yükselmesine neden olur.

Esansiyel (Primer) Hipertansiyon

Hipertansiyonun bu en yaygın şekli, bilinen nedenlere bağlı değildir. Bu hipertansiyonun ortaya çıkış faktörleri hakkında kesin bilgimiz mevcut değildir. Ayrıca hipertansiyonun başlangıcında rolü olan ailesel faktörlerin sayısı da çoktur. Hipertansiyon, kalp dolaşım sistemini, sinir ve hormon sistemlerini, böbrekleri içeren birden fazla sistemi etkileyen bir bozukluktur ve güçlü genetik faktörleri içerir. Bu faktörlerden birine ya da bir başkasına farklı derecelerde önem veren çok sayıda ve farklı ailesel geçiş teoriler öne sürülmüştür.

Esansiyel hipertansiyon ayrıca bazı risk faktörleri ile de ilgidir. Bu faktörler hipertansiyonu daha yaygın ve/ya da daha şiddetli yapmaktadır.

  • sıvı ve hacim kontrolünde değişiklikle sonuçlanan böbrek işlev değişikliği
  • böbreklerden tuz ve su atılmasını kontrol eden, sistemde anormallik
  • kılca damar duvarlarında artmış sodyum ve tuz
  • basınç kontrolü yapan organların yeniden düzenlenmesi
  • diyetteki tuz miktarının yüksek olması
  • anormal psikolojik uyarı
  • ırk
  • cinsiyet
  • yaş
  • şeker hastalığı
  • aile hikayesinde hipertansiyon
  • hiperlipidemi (hiperkolesterolemi)
  • sigara içimi
  • obesite (şişmanlık)

Incoming search terms for the article:

Hipertansiyon Derecesi

Hipertansiyon az ya da çok bilinen nedenlere dayanan sınıflandırılmasına ek olarak şiddet derecesine göre de sınıflandırılabilir.

Arteryel hipertansiyon tipi Kan basıncı düzeyi
Normal 120/80 mmHg ve altı
Prehipertansiyon (Hipertansiyon adayı) 120-139/80-89 mmHg
Evre 1 140-159/90-99 mmHg
Evre 2 160-179/100-109 mmHg
Evre 3 180/110 mmHg ve üstü

Buradaki sınıflandırmaya göre en sık karşılaşılan tip Evre 1 ve Evre 2 hipertansiyondur.

Göbek eritme hareketleri

Evde göbek eritin
      Göbeğinizden bir an önce kurtulmak istiyorsanız egzersiz konusunda bilinçlenmelisiniz… Dört tane ana karın kası grubu vardır. Bunlar üst karın ve alt karın kaslarımız ve çapraz karın kaslarıdır. Kısa mekikler yapmak üst karnı aktif olarak çalıştırır yani yattığımız yerden doğrulmaya çalışmak…

      Her iki bacağımızı yerden 15-20 santim kaldırıp indirmeye çalışmak, havada bisiklet pedalı çevirir gibi hareketler yapmak ise alt karnı çalıştırır. Yattığımız yerden çapraz doğrulmaya çalışmak da çapraz karın kaslarını çalıştırır. Karın kasları kuvvetlendiğinde duruş düzelir, bel ağrıları azalır. Görünüm olarak çok daha genç bir duruş sağlanır. Çalışan kasın üzerinde yağ birikimi oluşmaz, kuvvetli karın kası olanların ileri yaşta karın bölgesinden fıtık oluşumu engellenir. Birkaç dakikalık hareket size sağlık olarak geri döner.

Yürürken göbek eritin
      Örneğin otururken karın kasınızı kasılı tutun, on saniye içinizde havayı tutun sonra bırakın. İzometrik dediğimiz kasılmalar karın kasımızı korur. Ayrıca yürürken insanlar karın kaslarını kasılı olarak yürüdüklerinde aktif olarak karın kaslarını çalıştırmış olurlar. Bunlar alışkanlık haline de getirilebilir. Bu alışkanlık aynı zamanda size çok daha dik bir duruş kazandıracaktır. Karın kaslarınızı çalıştırırken bir yandan da yanlış duruş pozisyonlarınızı da düzeltmeniz mümkün olabilir.

Otomobil kullanırken göbek eritin
      Herkes otururken, otomobil kullanırken karın kaslarını sıkılı tutup bırakabilir… Sıkmak, beklemek ve gevşemek önemlidir. Oturduğunuz yerden çapraz karın kaslarını çalıştırmak adına çapraz yönde sağ elinizi sol dizinizi geçecek yönde çevirerek ve sonra aksi yönde tekrarlayarak kasları sıkıp bırakarak çalıştırabilirsiniz. Üst karın kaslarını otururken çalıştırmak zordur, otururken en fazla yapabileceğiniz boynunuzu iyice öne doğru eğip çenenizi göğsünüze yaslayıp bir miktar çalıştırmaktır. Karın kasları gerçekten çok önemlidir; insanın duruşunu, bel sağlığını ve bütün olarak da omurga sağlığını etkiler. O nedenle mutlaka gerekli özen gösterilmelidir. Oturduğunuz yerde bu egzersizleri yapmayı bir alışkanlık haline getirin. Böylece ’spora zamanım yok’ diye bahaneniz de kalmaz.

Kalın bel ve göbeğin sebepleri ve sonuçları

Kalın bel ve göbek 4 hastalığın habercisi 
       “Ben şişman değilim ki yalnızca göbeğim var” diye boş yere kendinizi teselli etmeyin. Prof. Dr. Mocan’a göre siz artık karın obezisiniz ve kalp hastalığı, şeker, yüksek tansiyon ve hatta hatta iktidarsızlık size çok yakın… Göbekten kurtulmak için bugün harekete geçin!..

      Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Şefi Endokronoloji Uzmanı Prof. Dr. Ziya Mocan göbek yapan beslenme yöntemleri ve bel bölgesindeki yağlanmadan kurtulma yollarına dair sorularımızı yanıtladı:

      Neden insanlar çok kiloları olmadığı halde bir anda göbek sahibi olurlar?
      Bunun adı ‘karın obezitesidir’. Elinize bir mezura alın ve ölçün. Bel ölçüleri 102 santimin üzerindeki erkekler ile 88 santimin üzerindeki kadınlar karın obezidir. Hem beslenme yetersizliğinde hem de fazlalığında karın obezi olabilirsiniz. Karaciğeriniz her iki durumda da yağlanır. Dalak, bağırsak, pankreas yağlanmaz ama karaciğer yağlanır. Böylece göbek olur. Göbeğiniz varsa şeker hastalığına yakalanma riskiniz artar. Bununla birlikte hipertansiyon oluşur ve kalp hastalıkları riskiniz çoğalır. Artık kalp hastalığı için de adaysınızdır… Bununla birlikte karın şişliği olan erkekleri iktidarsızlık bekler.

GÖBEĞİ OLANLAR OBEZDİR
      Çok şişman olmayan ama göbeği olanlar obez midir?
      Evet, sadece karındaki obezite bile komplikasyonlara neden olabilir. Yani sadece göbeği olanlara da obez diyebiliriz. Çok fazla kilosu yok, bakıyorsunuz normal, ama karnı şiş. Bu hastalarda kolesterol miktarları, LDL kötü kolesterolü yüksektir, iyi kolesterolleri ise daha düşüktür. Ve Trigiliserit de yüksektir. Bunlarda gece uyku apneleri gelişebilir. Çünkü karın şişken yatay pozisyona geçildiğinde akciğerler solunum kapasitesini azaltır ve geceleri solunum durmaları oluşabilir.

      Kadınlarda mı, erkeklerde mi göbek daha zararlı?
      Zarar olarak ikisi arasında fark yoktur ama erkeklerde karın obezitesi daha fazladır. Biz komplikasyonları daha fazla erkeklerde gözlüyoruz. İnsülin fazlalığı sonucu damarlarda da kasılma oluyor. Hipertansiyona da yol açıyor. Bunların sempatik aktivitasyonları, adrenalin hormonları fazladır. Heyecan ve korku ile artan hormonlar yüksektir. Bunun anlamı; sinirli ve çarpıntılı olurlar. Göbeği olan kişiler öfkelerini aniden dışa vurmaya daha yatkındırlar. En ufak bir şeye birden sinirlenebilirler. Ani reaksiyon verirler, ufak şeylerden hemen alınırlar. Hassas bünyeli insanlardır. Genel olarak şişman olanlarda bu tepkilere çok rastlamayız ancak göbek şişmanlığı bu psikolojiye yol açar. Bu kişiler çok çabuk hareket ederler, kof değillerdir. Tuza karşı çok hassas olurlar. Tuzlu yedikleri zaman ayakları, bilekleri şişer. Tansiyonları yükselir, hipertansiyona açık yaşarlar.

ÜÇ HAREKET VAR
      Göbek eritmek için en doğrusu diyet yapmak yoksa egzersiz mi?
      Diyet yapmanız şart, yalnızca egzersizle geçici bir iyilik sağlarsınız. Ancak yalnızca diyet de yeterli olmayabilir. Karın eritmek için temel egzersiz vardır: Birincisi, üst karın için mekik gereklidir. İkincisi, alt karın için yatay pozisyonda bacak hareketleri yapılmalı. Üçüncüsü ise, bel ve yan taraflar için twist denilen sağa sola dönerek yapılan hareketlerdir.

Herkesin sorunu
      Aynaya bakın, giderek büyüyen göbeğiniz artık vücut yapınız mı oldu? Ne kadar kilo verirseniz verin, göbeğiniz yerinde sabit mi duruyor? Kapanmakta zorlanan pantolonlarınız her geçen gün daha mı fazla rahatsız ediyor? Yalnız değilsiniz, çünkü göbek sorunu giderek büyüyor. Üstelik göbek yalnızca estetik bir problem değil; bozulan sağlığınızın, kalp hastalığının, iktidarsızlığın gerçek bir göstergesi. Kadın-erkek binlerce kişinin ortak sorunu olan göbekten kurtulma yollarını sizler için araştırdık. Prof. Dr. Ziya Mocan beslenme yöntemleriyle göbek eritme yöntemlerini, Prof. Dr. Onur Erol göbek estetiğini anlattı. Doç. Dr. Hürriyet Yılmaz yaza müthiş bir karınla girmenizi sağlayacak sporlar hakkında bilgi verdi. Hamilelik göbeğinden doğum sonrası kurtulmanın yollarını Dr. Murat Berkay gösterdi. Göbeğinizdeki yağlardan kurtulma formülleri bu yazı dizisinde…

Göbek 2 yılda ancak erir
      Piknik bir tipseniz göbek yağlarınızı eritmeniz uzun ve külfetli olacaktır. Hızla kilo verebilirsiniz yüzünüz zayıflayabilir, vücudunuz incelebilir ama göbeğiniz kalır, çünkü en son kilo verilen yer göbektir. Ancak iki yıl düzenli beslenerek de göbekten kurtulabilirsiniz. Çünkü iki yıldan önce karındaki yağ hücreleriniz yok olmaz. Belki göbeğiniz yok oluyor gibi görünebilir ama kilo alır almaz önce göbeğiniz çıkar. Göbeğinizden kurtulmak için diyet yapıyorsanız bu bölgede yavaş yavaş oluşan yağlardan tamamen kurtulmak için iki yıla ihtiyacınız var.

Kadınlar için daha zor 
       Erkekler göbeklerini kadınlara göre daha kolay eritebilirler. Çünkü erkekler kültür fiziğe daha çok uyuyor. Erkeklerin kas gücü daha fazla olduğu için mekik ve karın hareketlerini etkin yapabiliyorlar. Türk kadınlarının leğen kemiği yani kalçaları, Avrupalı kadınlara ya da Türk erkeğine göre de çok daha geniştir. O yüzden Türk kadınları göbekli ve kalçalı olmaya daha yatkındır. Belli bir yaştan sonra göbek kişilerde doğal bir durum gibi algılanıyor ama bu yanlış. Bakıyoruz, hasta orta yaşın üzerinde, göbeği var ama bundan rahatsız olmayı tamamen bırakmış, bize tansiyon şikayeti ile geliyor. Hiç tansiyon ilacı vermeyip, insülin tedavisiyle tansiyonu düşürüyoruz. Göbeğini eritmesini sağlıyoruz, iyileşebiliyor. Bu çok önemli olduğu için tekrar ediyorum, göbek yaşa endeksli bir durum değildir. Çocuk obezitesi de yani göbekli çocuk sayısı da giderek artıyor. Çocukların ergonomileri ona göre gelişiyor ve büyüdüklerinde çok daha büyük bir problemlerle karşılaşıyorlar.

B vitamini göbek yapar
      Yağlı yerseniz, bilin ki göbeğinizi büyütmüş olursunuz. Biz Türkler zaten piknik tip yapısına sahibiz. Karın ve göbek oluşumumuz fazla. Genetik olarak göbeğimiz büyümeye müsait. Gece geç saatte yenen yemekler göbek büyümesini hızlandırır. Gaz yapıcı diyetlerden kaçınmak gerekli. Lahana, turp gibi yiyeceklerden uzak durun. Kabız kalmamak çok önemli. Kabızlık için de belirli şeyler var, kuru kayısı, erik gibi yiyecekleri özellikle akşamları yatmadan önce tüketmelsiniz. Posalı yiyecekler önemlidir. B vitamininden yüksek olan gıdalar göbek yapar. Biraların içinde de B vitamini vardır. Bu nedenle göbek sorununuz varsa ve içki içmek istiyorsanız birayı tavsiye etmem çünkü ‘bira göbeği’ denen şey doğrudur. Şarap ikinci sırada tehlike yaratır. Rakı genel şişmanlık yarattığı için belki sorunlu olabilir. B vitamini, karın yağlanması yapan önemli faktörlerden biridir. B vitami yüksek dozda ve gereksiz yere ve uzun süre kullanılmamalı.

Bağırsak sorunu olmasın
      Hassas bağırsak sendromu ile karın büyüklüğünü iyice ayırt etmek gerekir. Hasas bağırsak sendromu kişinin sıkıntılarını bir anlamda içine atmasıyla bağırsaklarına hassasiyetin vurması şeklinde kendini gösterir. Kimi sinirlenince başı ağrır, bu şahıslar sinirlenince bağırsaklarında aşırı gaz ortaya çıkar. Çünkü bağırsak fonksiyonlarında ani azalma ve artma olur ve karın aniden büyür. Mesela 15 gün büyük karınla gezer, bir hafta normale döner. Karın obezitesini hassas bağırsak sendromu ile birbirine karıştırmamak gerekir.

Incoming search terms for the article:

Popstar Tarkan Diyeti

Ünlü popçu Tarkan, 20 günde 8 kilo vererek 78′den 70′e düştü. Peki bunu nasıl başardı?

Megastar Tarkan, 20 günde 8 kilo vermeyi başardı. Her gün 2 saat aletli spor yapan Tarkan’ın mucize diyetini ele geçirdik….

Tarkan böyle zayıfladı!!!

Son reklam filmiyle adı “Tombul”a çıkan Tarkan, hayranlarının yoğun eleştirisi üzerine sıkı bir diyet ve spor programına başladı. Kendisini, Avrupa Vücut Şampiyonu Kerim Topsakal’a teslim eden Tarkan, her gün 2 saat aletli spor yaptı.

UN, ŞEKER, TATLI YOK

Un, şeker, margarin ve tatlıdan uzak durdu, bol su içti. Sonunda, 20 günde 8 kilo vermeyi başaran Tarkan, 78 kilodan 70 kiloya düştü.

Kahvaltı

* 1 kibrit kutusu büyüklüğündeyağsız, tuzu alınmış beyaz peynir

* İnce bir dilim kepek ekmeği

* Şekersiz çay ve kahve

* 1 tatlı kaşığı pekmez, reçel, bal ya da marmelat

Öğle

* 3 Adet ızgara köfte ya da 90 gram tavuk eti veya yağsız buğulama balık (Kesinlikle yağda kızartılmayacak.)

* 1 tabak salata
* 1 çay bardağı yoğurt
* 2 adet kepekli ekmek
* Mevsim meyvesi

Akşam
* Mevsim meyvesi

* Az etli, çok az yağlı ıspanak, taze fasulye, bamya, karnıbahar, patlıcan, vs. sebzelerden herhangi biri

* Mevsim salatası
* 1 adet kepekli ekmek