Gebelikte cinsel yaşam

Gebelik kadın hayatını kökten etkileyen son derece değişik bir süreçtir. Bu süreç içerisinde fiziksel değişikliklerin yanısıra pek çok psikolojik değişiklik de ortaya çıkar…

Hayatın her evresinde büyük önem taşıyan cinsellik ve cinsel yaşam çoğu zaman gebelikten olumsuz etkilenir. Özellikle ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında bu sürece uyum sağlama aşamalarında cinselliğe karşı soğukluk olabilir.

Cinsellik ve cinsel istek aslında insanın içinde doğuştan var olan içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir.

Gebeliğin fark edilmesi ile birlikte kadınlarda annelik içgüdüsü biraz daha baskın hale gelir. İlk gebeliğini yaşayanlar da dışarıdan gelecek her türlü müdahalenin bebeğe zarar vereceği düşüncesi anne adayının cinsel isteklerini köreltebilir. Oysa ki normal seyreden bir gebelikte cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi yoktur.

Halk arasında erken dönemde yaşanacak cinsel ilişkinin bebekte sakatlık ya da ölüme neden olacağı veya bir düşük ile sonuçlanacağı fikri hakim olmasına rağmen bunun hiç bir bilimsel dayanağı yoktur.

Gebelik ilerledikçe ve anne adayı kendisinde gerçekleşen bu değişime uyum sağladıkça cinsel istekte de bir artış görülebilir, ancak rahimin iyice büyümesi ile birlikte cinsel ilişki teknik olarak zor bir hal alır. Bu durum zaman zaman anne adayında ağrı ve acıya neden olabilir. Bu nedenden ötürü gebeliğin son dönemlerinde cinsel istekte yeniden azalma görülebilir.

Her şeyin normal olarak gittiği durumlarda son dört haftaya kadar cinsel yaşamda hiçbir kısıtlama yoktur. Bu dönemde erkeğin ejekulasyon sıvısı meni içinde bulunan ve “prostaglandin” adı verilen maddelerin rahim kasılmalarını başlatarak erken doğuma sebep olabileceği düşüncesi nedeniyle ilişki önerilmemektedir.

Yine, daha önceden “tekrarlayan gebelik kayıpları” olan veya erken doğum yapan kadınlarda, orgazma bağlı düşük riskleri nedeni ile ilk üç ayda ilişki kısıtlanabilir.

Yaşamakta olduğu gebeliğinde herhangi bir dönemde vajinal kanama olması durumunda, düşük veya erken doğum tehtidi olan kadınlarda ilişki kesinlikle yasaklanır. Bu yasak tehlikenin ortadan kalktığı kesin olarak saptanana kadar devam eder.

Erkekte veya kadında teşhis edilmiş “genital enfeksiyon” varlığında da tam olarak tedavi tamamlanıncaya kadar yasak konmalıdır.

“Plasenta previa plasentanın önde gelmesi” gibi gebelik süresince riskli durumu olanlarda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiden kaçınmak gerekir

Gebe kadın psikolojik korkular nedeni ile ilişkiden kaçınıyorsa bu durumu anlayışla karşılamak ve zorlamamak gerekir.
Daha kolay anlaşılabilir olması için bu bölümün geri kalan kısmı soru-cevap şeklinde hazırlanmıştır.

Soru: Gebelikte seks yapmak doğru mudur?

Cevap: Erken doğum veya düşük abort riski yoksa, plasenta normal yerleşimli ise, bireylerde genital enfeksiyon taşıyıcılığı yoksa gebeliğin son ayı haricinde normal cinsel ilişki önerilebilir.

Ancak ilişki sonrası karın ve kasık ağrısı veya kanama şikayeti olan kişiler ilişkiden kaçınmalıdır. Eğer gebe cinsel ilişki yönünden risk taşıyıp taşımadığını bilmiyorsa mutlaka bir doğum uzmanına gidip danışmalıdır.

Soru: Cinsel ilişki düşüğe sebep olur mu?

Cevap: Pek çok çift gebeliğin özellikle ilk üç ayı içerisinde cinsel ilişkiye girmenin düşüğe sebep olabileceğini düşünmektedir. Fakat bu dönem zarfında gerçekleşen düşüklerin pek çoğu ilişkiyle bağlı olmayıp, rahim içinde gelişmekte olan bebekteki genetik bozukluklarla ilişkilidir.

Soru: Orgazm olmak erken doğuma sebep olur mu?

Cevap: Orgazm olmak rahmin kasılmasına sebep olabilir. Fakat yapılan araştırmaların büyük bir çoğunluğuna göre, normal bir gebelikte cinsel ilişki olsun veya olmasın orgazmın, doğum eyleminin başlamasına veya erken doğuma sebebiyet vermediğini göstermektedir.

Eğer önceden prematüre erken doğum yaptıysanız, meme uçlarının uyarılması doğum ağrılarınızı başlatabilir.

Soru: Cinsel ilişki bebeğe zarar verir mi?

Cevap: Kesinlikle hayır. İlişki esnasında erkeğin penisi fiziksel olarak bebeğe temas etmez. Çünkü bebek, rahim kasları, amniyon sıvı ve kesesi tarafından oldukça iyi korunmaktadır.

Ayrıca rahim kanalının girişindeki mukus tıkaç servikal mukus semenin ve bakterilerin rahim içine geçişini engeller. Ancak, derin ilişki veya zorlama, ağrıya sebep olursa bundan kaçınılmalıdır.

Soru: Gebelik süresince cinsel ilişkiden kaçınmanın tavsiye edildiği belli bir dönem var mıdır?

Cevap: Gebeliğin son haftalarında önlem amacıyla cinsel ilişkiden kaçınmayı tavsiye edilmektedir.

Gebeliğin son ayında haftada birden fazla cinsel ilişkiye girmenin, rahim içi enfeksiyon riskini arttırdığını ifade eden bir çalışma vardır.
Ancak bu çalışmayı destekleyen başka araştırmalar mevcut değildir.

Yine, gebeliğin herhangi bir döneminde;
Vajinal kanama
Amniyon suyunun gelmesi
Servikal yetmezlik Rahim kanalın normalden kısa ve geniş olması
Erken doğum ve düşük risklerinin varlığı veya önceki gebeliklerinde bu problemleri yaşamış olanlar
Plasenta previa plasentanın rahim kanalının ağzını tıkaması gibi durumlar ortaya çıkarsa, doğum uzmanı muhtemelen cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiğini söyleyecektir.

Örneğin, ikiz gebelik gibi erken doğum ihtimalinin yüksek olduğu diğer riskli durumlarda da, gebeliğin altıncı ayından sonra cinsel ilişkiden kaçınmak gerekebilir.

Eğer gebede daha önceden geçirilmiş düşük veya erken doğum hikayesi varsa yine cinsel ilişki tavsiye edilmeyebilir.

Soru:Gebelikte cinsel ilişki esnasında prezervatif kullanımı önerilmekte midir?

Cevap: Gebe olsun veya olmasın, yeni veya birden fazla kişiyle cinsel ilişkiye giren tüm kadınlar poligamik kadınlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için prezervatif kullanmalıdır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kapan tüm gebeler, bebeğe zarar verebilecek enfeksiyonlara açıktır ve erken doğum yapma olasılıkları vardır. Hepatit B, Hepatit C, HIV AIDS ve Herpes mikroorganizmaları cinsel ilişki ile bulaşan ve doğum yoluyla bebeğe aktarılabilen enfeksiyon etkeni ajanlardır.

Soru: Kadının cinsel arzuları gebelikten nasıl etkilenir?

Cevap: Gebeliğin ilk üç ay, ikinci üç ay ve son üç ay olmak üzere üç ayrı dönemi vardır. Her dönemin özellikleri birbirinden farklı olduğu gibi bu dönemlerdeki cinsel istek ve arzular da farklıdır.

Gebeliğin adaptasyon dönemi olan ilk üç ayında cinsel arzularda genel olarak bir azalma gözlenebilir ve bu durum çiftin cinsel hayatını etkileyebilir. Bu dönemde değişen hormon dengeleri, bitkinlik, halsizlik, bulantı ve kusmalar ile kadının kendini güçsüz ve çirkin hissetmesi cinsel arzuları olumsuz yönde etkileyebilir.

İkinci üç ay boyunca, cinsel dürtülerde bir takım değişiklikler meydana gelmeye başlar. Göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artışıyla beraber cinsel dürtüler normale dönebilir. Hatta göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artması, kişinin kendisini daimi olarak cinsel ilişkiye hazır hissetmesine sebep olabilir. Bu nedenle ilişki esnasında dürtülerde artış bile meydana gelebilir.

Son üç aya girildiğinde ise gebeler genelde cinsel arzularının tekrar azalmaya başladığını hissederler. Büyük bir karın cinsel ilişkiyi fiziksel olarak zorlaştırabilir. Bunun yanında artan yorgunluk, sırt-bel-karın ağrıları, artan vajinal akıntı ve mantar enfeksiyonları, vajendeki ödemlenme sonucunda ilişki anında hissedilen acılar gebeyi yeniden cinsel ilişkiden uzaklaştırabilir.

Son dönemdeki bir çift, birbirini zorlamadan rahat hareket edebilecekleri pozisyonlarda sex yapmayı deneyebilir.

Soru: Gebelikte cinsel ilişki sırasında hangi pozisyonlar denenebilir?

Cevap: Değişik pozisyonları denemeniz gebelik boyunca faydalı olabilir. Örneğin çok kullanılan erkeğin üstte olduğu yol, son dönemlerdeki bir gebelikte karnın yaptığı basınca bağlı hem anneye rahatsızlık verecektir, hem de çocuğun kan dolaşımını bozacaktır.

İleri gebelik haftalarında, daha çoklukla kadının üstte veya yanda olduğu, kadının hareketlerine yön verebileceği pozisyonlar tercih edilebilir.

Gebelik hormonları etkisiyle vagina salgısının artması tüm vücutta olduğu gibi vaginada da oluşan ödem nedeniyle ilişki sırasında ağrı duyusu olabilir.

Soru: Çiftler tüm bu cinsel arzu değişiklikleriyle nasıl başa çıkabilirler?

Cevap: Gebe kadın, eşinden cinsel ilişki isteği olmaksızın şefkat bekleyebilir. Fakat erkek de bu isteksizliği bir reddedilme olarak algılayabilir.

Önemli olan çiftlerin birbirinin isteklerini ve arzularını açıkça konuşabilmesidir. Diğer sex yöntemleri de konuşulabilir. Örneğin oral seks, masaj veya mastürbasyon denenebilir.

Soru: Neden gebelikte seks konusunda fazla konuşulmamaktadır?

Cevap: Konu hakkındaki bilimsel yayınlar kafa karıştırıcıdır. Diğer bir neden ise bazı hekimlerin hastalarıyla cinsel konularda konuşmaktan rahatsızlık duyması olabilir. Bu sebeplerden dolayı, çiftler gebelik esnasında cinsel ilişkiden kaçınmaları gerektiği mesajını alabilirler.

Aslında cinsellik ve cinsel istek, insanın içinde doğuştan var olan içgüdülerden biridir. Bu güdünün amacı, varlıkların kendi soyunu devam ettirme isteğidir. Buna rağmen bu konu maalesef hala bir tabu konumundadır.

Soru: Doğumdan ne kadar süre sonra çiftler cinsel ilişkiye girebilirler?

Cevap: Doğru cevap çifte göre değişir. Genellikle, rahatsızlık veren bir sorun yok ve her şey yolunda gidiyorsa normal doğum veya sezaryenden 20-25 gün sonra cinsel ilişkiye başlanabilir. Fakat çiftler, anne-baba olduktan sonra cinsel ilişkilerinde de bir takım değişiklikler yaşarlar. Bu da çok normaldir ve eğer kafalarda bir takım soru işaretleri oluşmuş ise en iyisi çiftin güvendikleri bir jinekoloğa muayene olduktan sonra karar vermeleridir.

Rahim ağzı yaraları

Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen “servisit” en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır…

Sıklıkla bir enfeksiyona bağlıdır, ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir…
Kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde bu hastalığa yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için uygun bir adaydır.

Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına servisit bulunabilir.

Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Belirtiler
Servisitin ilk belirtisi adet kanamasının bitişini takip eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır. Diğer belirtiler arasında anormal vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, ilişki sonrasında kanama, idrar yaparken yanma ve bel ağrısı bulunur.

Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar.

Uzamış ve tedavi edilmemiş bir servisit mukus serviks salgısı yapısını kötüleştirerek spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve bu şekilde kısırlığa yol açabilir.

Kısırlık tedavisinin ilk aşaması serviks ve vajendeki enfeksiyonların düzgün şekilde giderilmesidir.

Servisiti olan kadın gebe kalırsa da düşük ve erken doğum riskleri vardır. Ayrıca bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer ve göz enfeksiyonları da normalden daha fazla görülür.

Tanı
Yalnızca bir jinekolojik mauyene bile önemli derecede fikir vericidir. Servikste en sık karşılaşılan problemler; Servisit ve Servikal “ektoprion” denilen iç epitelin dışa taşınması durumlarıdır

Servisit, yani serviksin iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucu gelişir.

Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum muayenede yara şeklinde görülebilir.

Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve kesin tanı koyabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Serviksteki lezyonları tanımak çok önemlidir. Nitekim bazan Serviks kanseri de özellikle erken evrede servikal yaralar ile karıştırılabilmektedir.

Servisit Tanısında Kullanılan Testler
Smear
Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taramasında kullanılır.

Smear her kadının yılda bir defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir. Muayene sırasında, rahim ağzı salgısından ince bir fırça ile sürüntünün alınıp bir cam üzerine yayılarak patolojik incelemenin yapılması işlemlerini içerir. Son derecede ağrısız ve basit bir işlemdir.

Smear Testi ile ilgili bilgiler için tıklayınız >>>

Biopsi
Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında şüpheli alanlardan serviks biopsisi parça alımı yapılabilir.

Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Kolposkopi
Rahim ağzının ve vajenin ışık altında büyütece benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesidir.

Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biopsi alınacak yer tespit edilir.

Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.

Kolposkopi ile ilgili bilgiler için tıklayınız >>>

Servisit Nedenleri
Servisitin başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan tahriş edici madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir.

Altta yatan sebep bir enfeksiyon ise uygun şekilde antibiyotik tedavisi servisit problemini de çözecektir.

Servisite neden olan en önemli üç mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

Servisit Tedavisi
Eğer servisit durumu uzamış veya altta yatan etkenin tedavisine rağmen tabloda gerileme yoksa bu bölgedeki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir.

En sık kullanılan koterizasyon yakma, krioterapi dondurma ve lazer tedavileridir.

Her üç metotta da amaç aynıdır: iltihabi dokunun öldürülerek yaranın adeta dağlanması.

Koterizasyon
Koterizasyon ısı yardımı ile tahrip etmektir. Halk arasında bu işleme “yara yakma” adı verilir.

Kronik servisitteki en eski ve en klasik yöntemdir. Kalem şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir.
Bir kaç dakika süren işlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. Nadiren koter sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

Kriyoterapi
Krioterapi ise sıvı karbondioksit veya azot yardımı ile anormal dokuların dondurulmasıdır. Buna da halk arasında “yara dondurma” ismi verilir.

Kotere göre bazı avantajları vardır. Daha az ağrıya neden olur ve daha kontrollü bir doku tahribine olanak tanır.
Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar. Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz.

Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılır. Son derece basit ve bir kaç dakika süren bir işlemdir.

Lazer
Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur.

Tedavi şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren kirli bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir, bu nedenle işlemlerden sonra 3-4 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme bazen 6-8 hafta kadar zaman alabilir.

Servisitten Korunmak İçin Önlemler
Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

Çok emin olmadığınız kişiler ile ilişkiye girmeyin. Partnerinizde gonore belirtileri varsa hemen doktorunuzla görüşün. Şüpheli ilişkilerinizde prezervatif kullanın.

Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin.
Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez jinekolojik muayeneden geçin ve mutlaka smear aldırın.

Kokulu tampon, deodorant, pudra gibi irritan maddeleri asla kullanmayın.

Vajen içini suyla veya sabunla kesinlikle yıkamayın. Çünkü o bölgenin doğal asidik bir ortamı vardır. O ortamın bozulması sizi enfeksiyonlar açısından riske atacaktır.

İç çamaşırlarınızı sık sık değiştirin ve sentetik olmayan pamukluları tercih edin.

Tuvalet sonrası temizliğinize dikkat edin. Her zaman önden arkaya doğru silin, arkadan öne değil.

Servisit Kronikleşirse…
Serviks enfeksiyonu kronikleşirse servikal kanal etrafında Naboth bezlerinde kistleşmeler yapabilir. Bu durumda dondurma ve yakma işlemeri gerekli hale gelebilir.

Dış gebelik

Normal şartlarda tüpFallop tüpleri veya Tubalar içinde sperm hücresi ile karşılaşıp döllenen yumurta hücresi endometriumarahim iç tabakasına gelir ve rahim içinde büyümeye başlar. Eğer gebelik ürünü endometrium dışında bir yere yerleşirse dış gebelikten sözedilir…

Dış gebelik nerelerde görülebilir?
1-En sık tüplerde yerleşir.
2-Karın boşluğunda
3-Yumurtalıklarda
4-Servikste
5-Rahimin geniş bağı içinde

Dış gebelik neden oluşur?
Yumurta hücresinin yumurtalıktan atılmasındaki aksama, yumurtlama normal olsa bile tüplerin ucunda bulunan püsküle benzeyen yapılarınfimbria geçirilmiş enfeksiyon, hormonal bozukluk ve karın içi kitlelere bağlı olarak yumurta hücresini yakalamada gecikmesi, aynı nedenlerle tüplerde meydana gelen daralma ve tıkanmalara bağlı olarak yumurta hücresinin rahim içine doğru göçünün yavaşlaması sonucu gebelik ürünü rahim içine uygun zamanda varamaz. Böylece tutunduğu herhangi bir yerde, en sık da tüplerin en geniş yerinde büyümeye başlar.

Dış gebelik kimlerde daha sık görülür?
1-En sık 35-44 yaşlar arasında görülür.
2-Dış gebelik geçirenlerde tekrar ektopik gebelik riski 10-25′tir.
3-Geçirilmiş genital enfeksiyonlarla birlikte görülen tüp iltihabısalpenjit, endometriozis ve tümör gibi sebeplere bağlı tüp hastalıkları olanlarda risk artar.
Klamidya denen mikroorganizma, tüp harabiyeti ve takiben tubal gebeliğe yol açan en önemli etkendir.
4-Tüplerin bağlanması, tüplerin açılması, daha önce geçirilmiş dış gebelik ameliyatı gibi tüplere yönelik cerrahi müdahaleler de riski artırır.
5-Rahim ve tüplerdeki doğumsal kusurlar
6-Rahim içi araçlarınRİA dış gebeliği artırdığına dair kesinlik yoktur. Ancak rahim içi araç kullananlarda normal gebeliğe karşın dış gebelik 5 kat daha fazla görülür. Bakırlı RİA’larda gebeliklerin 4′ü, hormonlu RİA’larda 17’si tubal dış gebeliktir.
7-Eğer gebe kadın düşük doz progesteron içeren doğum kontrol hapı veya ilişki sonrası östrojen kullanmışsa dış gebelik riski artar.
8-İnfertil ve yardımcı üreme teknikleri uygulananlarda risk artar.
9-Sigara içmek riski artırır.
10-Tekraralayan düşüklerde risk 2-4 kat artar. Yasadışı düşüğün sık görüldüğü yerlerde risk 10 kat fazladır.

Görülme sıklığı
Gebeliklerin 1-2’si dış gebeliktir.

Dış Gebeliğin Belirtileri
Erken dönemde normal gebeliklerde de olan adet gecikmesi olur. Yalnız kısa dönemde, içinde büyüyen gebelik ürününe bağlı olarak tüp, gerilmeye başlar ve gerilmeye bağlı ağrılar en sık şikayet olarak karşımıza çıkar. Anormal vajinal kanamalar da bu arada görülebilir. Hasta bu dönemde başvurursa en başarılı şekilde tedavi edilir.
Tüp içinde büyümeye başlayan gebelik ürünüembryo çevre dokunun beslenmesini bozarak yırtılmasına ve ciddi iç kanamalara yol açar. Hastalıktan en sık ölüm nedeni bu iç kanamadır. Eğer tüp yırtılır ve kanama olursa hasta bıçak saplanır tarzında çok şiddetli ağrı ve iç kanamaya bağlı baş dönmesi, bayılma yakınmalarıyla hastaneye müracaat eder. Bazı kadınlar böyle bir durumda ağrı ile birlikte ishal, bulantı, kusma ile gelebilirler. Böyle bir tablo gastroenterite çok benzediğinden, yanlış tanı ne yazık ki dış gebelikten ölüme yol açabilir.

Tanı
1-Jinekolojik muayene
2-betaHCG testi
3-Transvajinal ultrason
Yukarıdakilerin sonrasında gerekirse vajinal renkli Doppler ultrason, progesteron ölçümü, dilatasyon küretaj, laparoskopi yapılır.

Tedavi
Tedavide amaç anne hayatını kurtarmak olduğu kadar doğurganlığı da korumaktır.
Hastanın yaşı, genel durumu, hikayesi, gelecekteki çocuk arzusu, gebelik kitlesinin yeri, büyüklüğü gibi birtakım özelliklere bakılarak aşağıdaki tedavilerden biri seçilir:
1-Bekleme tedavisi Ultrason ve betaHCG takibi ile dış gebeliğin kendiliğinden gerilemesi beklenir.
2-Tıbbimetotreksat; gibi ilaçlar verilerek tedavi
3-Cerrahi tedavi
a Açık ameliyatla
b Laparoskopik ameliyatlaKarına birkaç delik açılır,ameliyat bu deliklerden sokulan alet ve kamera yardımıyla yapılır.
Kaynak: www.saglikvakfi.org.tr

Emzirmek anneye de faydalı

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, “Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor” dedi…

Dr. Erdem, yaptığı açıklamada, anne sütünün bebek için çok faydalı olduğunu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti.

Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiğini ifade eden Erdem, “Anne sütü içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır” diye konuştu.

Emzirmenin, annelere de faydasının olduğunu dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor.”

Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Erdem, şöyle konuştu:

“İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.”

Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayacağını kaydeden Erdem, “Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir” diye konuştu.

Bebekleri sütten kesmek için uygulanan yöntemler
Bebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilebileceğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.

Çocuklarda işitme kaybı, sağırlık

Ülkemizde doğumsal işitme kayıpları yüzde 0,1-0,3 oranında görülüyor. Özellikle de akraba evlilikleri, çocuklarda orta ve ileri derecede işitme kaybı bulunan çocukların doğma riskini artırıyor…

nternational Hospital’dan Uzman Odyolog Sevtap Babayiğit, işitme kaybı olan çocukların tespit edilmesi amacıyla devletin yenidoğanlara “işitme tarama testi”nin yapılmasını zorunlu tuttuğunu söylüyor. İşitme cihazları ve özel işitsel eğitim ile özürlü doğan çocukları özürsüz hale getirmeyi amaçladıklarını belirten Babayiğit, “Aileler çocukları işitme kaybı ile doğdu diye üzülmesinler. İşitme taramaları ve erken teşhis ile çok şeyler başarılabiliyor” diye konuştu.

İşitme taraması günümüzde özel, üniversite ve devlet hastanelerinde her yenidoğan bebeğe zorunlu olarak yapılıyor. Tıpkı görme kusurlarında olduğu gibi işitme kaybının da dereceleri olduğunu belirten Sevtap Babayiğit, “Nasıl gözde görme kusuru varsa, işitmede de kayıpları birtakım tetkikler uygulayarak derecelendiriyoruz” dedi.

Acıbadem Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Levent Erişen ise, doğumsal olan işitme kayıplarının büyük bir bölümünün iç kulak tipi yani duysal ve sinirsel tip işitme kaybı olduğundan, ameliyat koklear implant ameliyatı hariç veya ilaçla tedavilerinin mümkün olmadığını söyledi.

İşitme kaybı bebek üç aylıkken saptanmalı
İşitme kaybının bebeklerde yaşamın ilk üç ayı içinde tanınması gerektiğini ve bebek altı aylıkken tedaviye başlanmasını öneren Prof. Dr. Erişen, şöyle konuştu: “İşitme kayıplarında tedavi işitme cihazı uygulamasının dışında, özel eğitim ve rehabilitasyon ile sağlanmalıdır. Bazı çocuklarda koklear implant biyonik kulak da uygulanabilir. Ancak sadece işitme cihazı veya koklear implant tedavi için yeterli olmamakta, bunların uygulamasından sonra mutlaka rehabilitasyon da yapılması gerekmektedir.”

Çocuğun işitme kaybı derecesine göre işitme cihazlarının fayda oranının değiştiğini belirten Prof. Dr. Erişen, işitme cihazı veya koklear implant uygulamasındaki amacın, çocuğun yüzde 100 duymasından çok, konuşma ve mental gelişimini sağlayacak kadar sesleri duyabilmesini sağlamak olduğuna değindi. Çünkü işitmeyen ve sesleri tanımayan çocuk konuşamazken, bu cihazlar dış ortamdan gelen sesleri yükselterek kulağa yönlendiriyor ve bu olumsuz gelişmeyi engelliyor. Böylece işitme kaybından dolayı çocuğun duyamayacağı şiddetteki sesler çocuğun duyabileceği seviyeye yükseltimiş oluyor.

Çocuk büyüdükçe cihazın değiştirilmesi gerekiyor
Çocuk büyüdükçe işitme cihazının değiştirilmesi gerekebiliyor. Ama bu sık sık gereksinim duyulan bir durum değil. Ancak bu cihazın bir defa takılıp, uzun süre kontrol yapılmayacağı anlamına gelmiyor. İşitme cihazı sık sık değiştirilmese de cihaz kullanan çocuğun, belli aralıklarla kontrol edilerek izlenmesi gerekiyor. Cihazın kulağa oturan kalıbının sıklıkla değiştirilmesi önem taşıyor. İşitme cihazının etkin olabilmesi için bu kalıbın kulağa uygun olması ve çocuk büyüdükçe kulağına uygun olarak, kulak kalıbının da mutlaka değiştirilmesi öneriliyor. Cihaz takıldıktan sonra ve çocuk sesleri duyabilir hale getirildikten sonra mutlaka özel eğitim programları uygulanmasını gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Erişen, şöyle konuştu: “Bu programlar ile, konuşma ve dil gelişimini sağlayacak rehabilitasyonun yapılması lazım. İşitme kaybı olan çocuklarda amaç, konuşma gelişiminden önce işitmenin sağlanması ve çocuğun işitme ve konuşma engelli olmasının önlenmesidir. Bunun için de cihaz takıldıktan sonra tedavinin bittiği sanılmamalı, sonrasında eğitim ve rehabilitasyon mutlaka uygulanmalıdır.”

Hafif kayıp bile olumsuz etkiliyor
İşitme kaybı çok hafif, hafif, orta, ileri ve çok ileri derece olarak sınıflandırılıyor. İşitme kaybı, çocukların günlük hayatını olduğu kadar eğitim hayatını olumsuz etkiliyor. Çünkü çocuklarda çok hafif derecede bir kayıp bile öğrenmesini engelliyor. Akraba evliliği sonucunda oluşan işitme kaybının erken teşhisi açısından işitme taraması büyük önem taşıyor. Erken teşhisle işitme kaybında çok şey yapılabileceğini belirten Babayiğit şöyle konuştu: “Bu çocuklarda, uygun işitme aletine ve işitsel eğitime geçiliyor. Bir yıl sonra ve daha erken dönemde koklear implantasyon kulak içine yerleştirilen bir implant ile işitme sinirinin uyarılması uygulanıyor. Basit bir operasyonla implant yerleştiriliyor. Odyoloji uzmanı çocuğun duyduğu mekanik sesin, normal konuşma sesine dönüştürebilmesi amacıyla eğitilmesini sağlıyor. Eğitim zor ve uzun ama sonuçları yüz güldürücü oluyor.”

İki kulağa da cihaz takılıyor
Bera testi ile işitme kaybının seviyesi tesbit ediliyor. Çünkü her dereceye özel işitme aleti var. Çok ileri derecede işitme kaybına hafif kayıp için üretilmiş bir alet yetersiz kalabiliyor. Uygun işitme cihazı verilemediğinde zarar da doğabiliyor. Sevtap Babayiğit, her iki kulağa da işitme cihazı takılması gerektiğini belirterek, “Beyin hem sağdan hem soldan olmak üzere iki kanaldan da sesi analiz ediyor. Özellikle çocuklarda çift cihazı öneriyoruz. Bir yaş öncesinde bile işitme cihazına geçebiliyoruz. Çünkü işitme kaybı olan bir çocuğa, ne kadar erken cihaz takılırsa her geçen gün bir kazanç oluyor” diye konuştu.

Yeni işitme cihazları yumuşak ve doğal tonu yakaladı
Yeni cihazların doğal ve yumuşak tonu yakaladığını anlatan Babayiğit, cihaz takıldıktan sonra çocuklara konuşma eğitimi verilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar uzman odyoloğun verdiği bu eğitim sayesinde, konuşmalarındaki bozukluklardan ve harf hatalarından kurtulmaları sağlanıyor. İşitme cihazlarının ömür boyu kullanılması gerekiyor. Kulak arkası tipi cihazların boyutları küçülerek daha sevimli ve hafif hale geldi. Ses kalitesinin iyileşmesi sayesinde de hastalara önemli bir işitme konforu sağlandı. Çocuklar büyüdüklerinde kulak içi işitme cihazları takılabiliyor. Banyo yaparken, denize girerken ve uyurken cihazın çıkarılması gerekiyor. Cep telefonu kullanılmasının işitmeyi bozmadığını belirten Babayiğit, işitmenin bozulmaması amacıyla cihazın bu ayarlamayı otomatik olarak gerçekleştirdiğini söyledi.

Bebek emzirme yöntemleri

Memenizi baş parmak tepede ve dört parmak aşağıda J şeklinde tutarak destekleyin. Parmaklarınız areolanın gerisinde olmalıdır…

İlk günlerde yada göğüsler çok büyük ise tüm emzirme boyunca desteklemek gerekebilir. Meme ucunuza bir damla süt çıkarın ve meme ucunu kullanarak bebeğin dudaklarına, ağız kenarına dokunun böylece bebeğinizin ağzını genişçe açmasını sağlayın.
Bebeğinizi tüm vücudu size dönük olarak tutun.Bebeğiniz meme başı ile birlikte olabildiğince areolayı ağzının içine alacaktır.Bebek sadece meme ucunu almamalıdır.

Bebeğin dilinin alttan meme ucunu kavradığını ve dudaklarının dışarıya doğru kavradığını kontrol edin. Eğer alt çenenin yeterli açılmadığını fark ederseniz çeneye hafifçe bastırın ve açılmasını, alt dudağın da dışarıya dönmesini sağlayın.Bebeğin çenesi memeye değecektir.
Bebeğinizin ileri geri çene hareketlerini gözleyin ve arada yutma seslerini takip edin.Bebeğin burnu ve çenesi memeye değebilir.Emzirmek canınızı acıtmamalıdır. Eğer acı duyarsanız bebek büyük ihtimalle yanlış kavramıştır bebeği nazikçe memeden ayırın ve tekrar deneyin. Bebeğinizi memeden ayırırken küçük parmağınızı yavaşça ağzının kenarından içine sokun bebeğiniz parmağınızı emerken memeden ayırın.

BEBEĞİ MEMEDEN NASIL AYIRACAKSINIZ?
Emzirme bittikten sonra bebeğiniz eğer kendisi göğüsten ayrılmıyorsa göğüsten ayırmak için parmağınızla ağzının köşesi neden göğsünüze doğru bastırın. Eğer hala memeyi yakalamışken göğsünüzü çekerseniz göğüs ucunuz acıyabilir.

Emzirirken Bebeğimi Nasıl Tutmalıyım?
Bebeğinizi emzirmek için değişik şekillerde kucaklayabilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz durum bebeğin ağzı memeye yakın olmalı bebek memeye uzanmak için fazla çaba harcamamalı ve bütün vücudu aynı düzlemde ve size dönük olmalıdır. Bunlara dikkat ederseniz bebeğinizin memeyi tam ve doğru kavraması çok kolaylaşacaktır.Kolunuzu, dirseğinizi destek yapabilir ve kendinizin yada bebeğinizin yanlarına yastık yada minder koyabilirsiniz.

1. Kucaklama : Pek çok anne için rahattır ve en sık uygulanır. Kucakladığınız kol tarafındaki memeyi emer
2. Ters kucaklama : Prematüre yada kavramada güçlük çeken bebekler için uygundur. Emzirdiğiniz memenin tersi kolunuzla bebeği kavrayın diğer elinizle başa yada memeye destek olun
3. Koltuk Altı : İkizlerde, büyük göğüslü annelerde, düz-çökük meme başı yada kavrama güçlüğünde uygundur. Emzireceğiniz göğsün olduğu koltuk altına doğru bebeğinizi uzatın
4. Yatarak: Sezaryen doğum, problemli vajinal doğum sonrası yorgun anneye dinlenme ve emzirme sağlar.Bebeğin yüzü ve bedeni size dönük olmalıdır.

apgar testi, yenidoğan bebeğe apgar testi

Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek her anne baba adayının ilk isteğidir. Oysa bebeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için uzmanlar, doğar doğmaz kilo ve boy ölçümünden daha önemli bir değerlendirme yaparlar…

“APGAR skorlaması” adı verilen bu değerlendirme, her yeni doğan bebeğe yapılmaktadır. Memorial Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Uz. Dr. Ercan Tutak, yeni doğan bebeğe yapılan APGAR Testi hakkında bilgi verdi.

APGAR testinde nelere dikkat ediliyor?
5 objektif bulguya verilen puanlardan toplanan skorun 10 olması APGAR skoruna göre yeni doğmuş bebeğin durumunun mükemmel olduğunu gösterir. Bu 5 bulgu; bebeğin kalp hızı, kas tonusu, refreks cevabı ve deri rengidir.

Doğumdan 1 dakika sonra
Solunum desteği gerekip gerekmediği, bebeğin doğum esnasında hayati organların kan ve oksijen alışverişlerinin durumu değerlendirilmektedir.

Doğumdan 5 ve 10 dakika sonra
İlerideki sinir sisteminin gelişiminin değerlendirilmesi, yeni doğan dönemindeki ölümler açısından, 1. dakika APGAR skoruna göre daha doğru fikir verir.

APGAR skorlamasını etkileyen nedenler
Anne ve bebeğe bağlı sebeplerin her biri APGAR skorlamasının düşük olmasına sebep olur. Doğum öncesi ve doğum sırasında bebeği sıkıntıya sokabilecek anne ve bebeğe ait birçok faktör APGAR skorlamasını etkileyen nedenlerdendir.

Annenin alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, hipertansiyon ve damar hastalıklarının olması, plasentanın erken ve önde gelmesi, doğumun uzaması anneye ait sebepler olarak sıralanabilir.
Doğum sırasında anestezi süresinin uzaması, kordon dolanması, mekonyum ilk kaka yutması, bebeğin kas ve sinir hastalıkları, doğumsal anomaliler, solunum yolu tıkanıklıkları, kullanılan ilaçlar, doğuştan kalp hastalıklarının olması, akciğer enfeksiyonları ve doğum travması ise bebeğe ait faktörler olarak gösterilebilir.

Özellikle 10.dakika APGAR’ın düşük olması ilerideki nörolojik hasarı gösterebilmesi açısından önemlidir. Bu çocukların takibi daha dikkatli yapılmalıdır. Bu skorlama özellikle doktorun çocuğu takibinde kolaylık sağlar. APGAR skoru yüksek çıkan çocuklarda da bazen nadiren de olsa sonraki günlerde sağlık problemleri görülebilir.

Sağlıklı bir şekilde yaşama merhaba diyen çoğu bebeğin APGAR skoru 8′in üzerindedir. Ancak bebeğin sağlıklı olduğunun tek göstergesi değildir.

Bebekler neler yapabilir

1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir…

Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir…

İKİ HAFTALIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar.

-Bu dönemde emme, yakalama, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler otomatik hareketler bebeğin tek hareketleri olabilir.

-Zaman zaman bakışınızı yakalayıp size bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümseyerek, başınızı sallayarak yanıt vermeye çalışın.

-Bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir.

-Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz.

-Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söyleyin, konuşun, evde gezinin.

BİR AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hisseder!

-Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir.

-Emerek kendini sakinleştirebilir.

-Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı dener.

-Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir.

-Sizi tanıdığını belli edebilir. Sesinizi duyunca sakinleşebilir.

-El ve ayaklarının farkına varmaya başlar.

İKİ- ÜÇ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Başını daha uzun süre dik tutabilir, göğsünden destek alıp kalkmaya çalışabilir.

-Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir.

-Parmaklarını açabilir, ellerini birleştirip ağzına götürebilir ama henüz elini bütün olarak kullanır.
-Gülmeye başlar, tanır. Tek heceli sesler çıkarmaya, cıvıldamalara başlar.

-90-180 derece izleyebilir.

DÖRT AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Etrafıyla ilgilenmeye başlar, yatmak değil oturmak ya da dolaştırılmak ister. Biraz destekle 1-2 dakika oturabilir.

-Karnının üstüne yattığında elleriyle itip minik push-up’lar yapar, hatta bir tarafa dönebilir.

-Uzanıp cisimleri iki eliyle kavrar, biraz inceleyip sonra ağzına götürür. Salyası bollaşır.

-Kendi kendine oynayabilir.

-Tek heceler 4-5 aylarda çıkmaya başlayabilir, ancak anlamlı değildir.

-Çığlık atmayı dener.

-Bebeğinizin kişiliği belirginleşmeye başlar. Size tüm yüzü ve vücuduyla yanıt vermesi yakındır.

ALTI AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Artık her şeyi görüp izleyebilir.

-Destekle oturabilir. Eğer ek gıdalara geçtiyseniz kaşıkla beslenmeyi bebek otururken yapmalısınız.

-Her iki yöne de dönebilir. Yüzükoyun yatarken poposunu havaya kaldırmaya bile çalışabilir.

-Bebek 3 boyutu kavrayabilir ve büyüklük ve şekillerine göre cisimleri gruplandırabilir.

-Aynada, arkasında sizi görürse, arkasına bakıp sizi arayabilir.

-Bir eliyle kavradığı cismi diğer eline geçirebilir, iki saplı bir bardaktan yardımınızla su içebilir.

-Cisimleri birbirine vurur, ellerini birleştirir, oyuncağını tek eliyle tutabilir.

-Sesli güler, çığlıklar atar.

-Bebeğiniz artık eğlenmeye başlar. Sizinle saklambaç oynayabilir.

-Yabancıları ayırmaya başlayabilir.

-Emme, baloncuklar çıkarma, yalama; konuşma öncesi hareketlerdir.

DOKUZ AYLIK BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Bebekler ayağa kalkmak için kendilerini çekmeye başlarlar.

-Ses çıkarmak için bir şeyleri birbirine vurmaya bayılırlar. #8216;Baba’, #8216;mama’ gibi sesler çıkarmaya başlarlar.

-Bebeğiniz bu dönemde eşyaları, kaplara koyup çıkarabilir.

-Bazı 9 aylıklar, destekle birkaç adım bile atabilir. Bebeğiniz ayrıca, dizlerini kırarak eğilmeyi ve ayakta durduktan sonra tekrar oturabilmeyi öğrenir.

-Bu yaştaki bir bebek, hareket etmenin verdiği özgürlük duygusu ile emekleyerek veya iki ayak üzerinde, hareket etmek, ulaşmaması gereken şeyleri almak ister.

-Bu yaşta, belki de merdivenleri emekleyerek çıkabilir ve eşyalara tutunarak hareket edebilir.

-9-10 aylık olunca bebekler bir şekilde oda içinde sürünerek, emekleyerek, eşyalara tutunup sıralayarak dolaşmaya başlarlar.

-Bir oyuncağını uzaklaştırırsanız, gittikçe daha çok kendine güvenen bebeğiniz buna karşı çıkacaktır. Aslında artık kendi istek ve ihtiyaçlarını belirtmeyi öğrenmeye başlıyor.

-Problem çözme yeteneği gelişir ve şimdi şeffaf bir kabın içinde gördüğü oyuncağı almak için direkt uğraşmak yerine kapağını açmayı dener.

Dil gelişimi:

-Kelimeleri kullanmasa da, onları anlar. “ba”, “ma” gibi heceleri tekrarlayarak gerçek kelimeleri taklit etmeye uğraşır. Sakın çok heyecanlanmayın, henüz konuşamıyor, ancak heceleri tekrarlıyor.

-Kelimelerinizden çok, tonlamanızdan anlam çıkarır.

-Onunla ne kadar çok konuşursanız-yemek hazırlarken, araba kullanırken, üzerini giydirirken- o kadar çabuk iletişim yeteneklerini geliştirir.

-Bir çalışmada, çocukların bir gün içinde ne kadar çok kelime duyarsa, o kadar zeki olduklarını gösterilmiş. Tabi ki televizyondan veya arka plandaki sohbetlerden duyulan kelimeler değil; bebeğinizin anlamasına yardım etmek için konuşmalar interaktif olmalı.

BİR YAŞINDA BEBEĞİNİZ NELER YAPABİLİR?

-Kendi başına ilk adımlarını bu yaşta atabilir. Aslında bunu, bundan sonraki birkaç hafta veya ay yapamayabilir, yani eğer bu ay yürüyemezse üzülmeyin.

-Çoğu çocuk bu ilk adımları parmak ucunda, ayakları dışa dönük olarak yapar.

-Kaşık kullanarak, her ne kadar ağzını ıskalasa da kendini beslemeye başlayabilir.

-#8216;Mama’ ve #8216;baba’ dışında birkaç kelime daha bilebilir.

-Uyduruk bir dille konuşabilir.

-Her şeyi itmenin, fırlatmanın ve yere çarpmanın çok eğlenceli olduğunu düşünür.

-Oyuncağını size verir, geri alır.

-Blokları bir kaba doldurur, boşaltır. Bu kaplar ve tavalar için de geçerlidir.

-Küçük olanları, büyük olanların içine koyar, ayrıca onları birbirine çarparak korkunç gürültüler çıkarır.

ONBEŞİNCİ AYDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

-Artık yürüyor hatta koşmaya çalışıyor olabilir. Eğilip yerden bir cismi rahatça alır.

-Parmağıyla işaret eder, vücut kısımlarını bilebilir. Çizgi çizebilir.

-Üst üste 2 küp koyabilir.

-Çocuğunuz yeni şeyleri kurcalamaktan, araştırmaktan zevk alır.

-Yeri süpürmek, silmek, çamaşır yıkamak gibi aktiviteleri taklit edecektir.

-En az 1 anlamlı kelime söyler.

ONSEKİZ AYLIK ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

-Koşabilir, topa vurabilir.

-İki basamaklı bir komutu yerine getirebilir. Hafızası gelişmeye başlar.

-Vücut kısımlarını bilir.

-5-10 kelimesi olabilir.

-İsteklerini belirtebilir.

-3-4 küple kule yapabilir. Anahtarları, düğmeleri çevirebilir.

-Saçını tutmak, sallanmak, parmak emmek gibi kendini rahatlatıcı bazı alışkanlıkları oluşabilir.

İKİ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

İki yaşında fiziksel gelişim

-Sürekli hareket halindedir.

-Kolay yorulur Koşar ve tırmanır.

-Tek başına merdiven iner ve çıkar.

-Ayak ucuna basarak yürümeyi becerebilir.

-3-5 küpü üst üste koyar.

-Rastgele çizgiler çizerken artık kontrollü yazmaya başlar.

-Büyük butonları açıp kapatabilir

-Tuvalet ihtiyacında daha bağımsızdır. Hala biraz yardıma ihtiyacı olabilir.

-Gece uykuya yatırmak zorlaşabilir.

İki yaşında sosyal gelişim:

-Oldukça gerçekçi taklitler yapar.

-Kardeşleriyle daha fazla ilgilenir.

-Cinsiyetini bilir.

-Hayali bir oyun arkadaşı yaratabilir.

-Diğer çocuklarla birlikte olmak ister ama onlarla oyun oynamaz.

-Paylaşmayı sevmez.

-Her şeyi #8216;benim’ diye sahiplenir.

-Diğer çocukları tırmalayabilir, ısırabilir, vurabilir veya itebilir.

İki yaşında duygusal gelişim:

-Kolay sinirlenir ve çok sabırsızdır.

-Bağırıp çağırır, yumruklar atar.

-Kendi istediklerini yapmak ister.

-Günlük düzen bozulunca sinirlenir.

İki yaşında zihinsel gelişim:

-Konuşmaya ilgisi artmıştır.

-Çocuk dili kullanır.

-3-5 kelimeli cümleler kurar.

-Konuşabildiğinden daha fazla sayıda kelimenin anlamını bilir.

-Kendi işini kendi yapar.

-İkna etmek giderek zorlaşır.

-Alternatifler arasında seçim yapamaz.

ÜÇ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

Üç yaşında fiziksel gelişim

-Kendi kendine yardımsız yemek yer.

-Zıplar, koşar, parmak ucuna basarak yürür.

-Üç tekerlekli bisiklet sürer.

-Merdiven inip çıkar.

-Kendi soyunabilir, ancak giyinmek için yardıma ihtiyacı vardır.

-Büyük butonları açıp kapayabilir.

-Pastel boyaları daha iyi kullanır.

-Süt dişleri düşebilir.

Üç yaşında sosyal gelişim:

-Anne, babasını idolleştirir.

-Telefona cevap verir.

-Büyüklerden onay almak ister.

-Sınırlamaları sürekli test eder.

-Sıklıkla yalnız oynamayı tercih eder.

-Hayali bir oyun arkadaşı olabilir.

-Diğer çocuklarla oyunlar kurar.

-Oyunda sırasını bilir.

Üç yaşında duygusal gelişim:

-Daha sakin ve uyumludur.

-Bazen ağlama ve tutturmaları olabilir.

-Yabancı olduğu nesne ve faaliyetlerden korkabilir.

-Bazen bebek gibi davranabilir.

-Rüyaları hakkında konuşmaya başlayabilir.

Üç yaşında zihinsel gelişim:

-Yaşını, adını, soyadını, oturduğu semti bilir.

-Yaklaşık 1.000 kelime bilir.

-Bazı gramer prensiplerini kavrar.

-Bazı hikayeleri tekrar tekrar dinlemekten hoşlanır, öğrenebilir.

-Temel renkleri tanıyabilir.

-Bazı çok basit sorumluluk üstlenebilir.

-Merak edip sorular sorar.

-Dikkat süresi birkaç dakikadan uzun değildir.

DÖRT YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

Dört yaşında fiziksel gelişim:

-Sıçrama,koşma,tırmanma yeteneği artar.

-Kolay yorulur.

-Sakardır.

-Bağırmaktan hoşlanır, beklenmedik seslerden korkar.

-Kendi kendine tuvalet ihtiyacını karşılar.

-Kendi giyinir,soyunur,fermuarını çeker.

-Bildiği nesnelerin resmini çizer.

Dört yaşında sosyal gelişim:

-20 dakika süreyle televizyon seyreder.

-Son karar için ailesine danışır.

-Sınırlamaları test eder.

-Tepkinizi gözlemek için argo sözler kullanır.

-Grup aktivitelerine hazırdır.

-Farklı cinsiyet rollerini bilir.

-Yetişkinlerin aktivitelerini taklit eder.

Dört yaşında duygusal gelişim:

-Zaman zaman bebek gibi davranır.

-Yeni korkular gösterebilir.

-Şakacı olma eğilimindedir.

Dört yaşında zihinsel gelişim:

-Yaklaşık 1.500-2.000kelime bilir;4-5 kelimeli cümleler kurar.

-Eğlenceli, abartılı hikayelerden hoşlanır.

-Ona kadar sayabilir; bazı şekilleri tanır.

-Bazı zaman kavramlarını anlamaya başlar. dün,bugün,yarın

-Sürekli #8216;neden’ diye sorar.

-Yardımsız oyuncaklarını toplar.

-Basit işlerde yardım etmeyi sever.

-Doğru ve yanlış arasındaki farkı anlamaya başlar.

-Hayal ile gerçek hayatı ayırma yeteneği gelişir.

BEŞ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

5 yaşında Fiziksel gelişim:

-Süt dişleri düşmeye başlayabilir.

-Sağ veya sol el tercihi belirginleşir.

-Ayrıntılı yapıları kurar.

-Kolay yorulur.

-Kendi başına banyo yapar, yemek yer, giyinir, tuvalete gider.

-Semistructured oyunlara katılmaya başlar.

-Hareketli oyunlardan hoşlanır.

-Sesli ritim çalgılardan hoşlanır.

-Doğum ve üreme hakkında sorular sorar.

Beş yaşında duygusal gelişim:

-Duygularını kelimelerle ifade etmeye başlar.

-Kolayca utanır and cannot yet laugh at self.

-Ölüm hakkında duygular ortaya çıkar.

-Aşırı yaramazlıklar yapar.

-Bağımsızlıktan hoşlanır.

-Ağır başlı ve güvenilirdir.

Beş yaşında sosyal gelişim:

-Kurallara daha fazla uyumludur.

-Bazen ispiyon tattle, kötü söz name-call, vurma, itme gibi davranışlar gösterebilir.

-Farklı cinsiyet rollerini bilir.

-Basit grup ödevlerine uyum gösterir.

-Büyükleri sevindirmekten hoşlanır.

-Takes turns during playing and speaking.

-Diğer çocuklarla daha rahattır.

-Aile aktivitelerine çok ilgilidir.

Beş yaşında zihinsel gelişim:

-Harf ve kelime farkını anlamaya başlar.

-Oyunları daha fazla süreyle devam ettirir.

-Has developed an overall image of self.

-Gerçekleri ister.

-Temel renkleri bilir.

-Sağ ve sol kavramını anlar.

-2.000-2.500 kelime bilir.

-Kolay ev işlerine yardım edebilir.

-Adres ve telefon numarası öğrenebilir.

-10′a kadar sayabilir.

-Karşıtlık kavramını anlamaya başlar.

-6-8 kelimeli cümleler kurabilir.

-Paraları ayırt eder.

-Sabah, öğleden sonra, akşam, dün, bugün, yarın gibi kavramları anlar.

-Gerçek hayat ile hayal ürünü arasındaki farkı daha iyi ayırt eder.

-Tek düşüncenin kendisininki olduğuna inanır.

ALTI YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

Altı yaşında fiziksel gelişim:

-Oyunlarda aktif rol almayı sever.

-Bazı motor kabiliyetleri gelişmektedir.

-Banyo yapmak istemeyebilir.

-Mum boyayla iyi boyar ancak yazı yazma ve kesmede zorlanabilir.

Altı yaşında duygusal gelişim:

-Ruh hali oynaktır.

-Eleştirilmekten hoşlanmaz.

-Yanlış yapmaktan çekinir.

Altı yaşında sosyal gelişim:

-Oyun oynarken kurallar koyar.

-Arkadaşlarını değerlendirebilir.

-Yaşıtlarıyla ortak oyunlar kurar.

-Özgürlüğüne düşkündür.

Altı yaşında zihinsel gelişim:

-Basit ev işlerini yüklenebilir.

-100′e kadar sayabilir.

-Şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar.

-Kaza ve maksatlı davranışları artık algılayabilir.

-Dikkat süresi 15 dakikayı geçmez.

-Fikir farklılıklarının olabileceğini anlar.

SEKİZ YAŞINDA ÇOCUĞUNUZ NELER YAPABİLİR?

Sekiz yaşında fiziksel gelişim:

-Yazı ve çizgisi ince motor yeteneğinin artmasıyla hızla ilerleyecektir.

-Dış görünümü ve davranışları konusunda rahattır.

-Kilosu ve boyuyla ilgilenir.

-Sonsuz enerjisi vardır.

Sekiz yaşında sosyal gelişim :

-Tartışır, bazen üstünlük taslar.

-Aynı zamanda sevgi dolu ve tepkilidir.

-Başkalarının fikirlerine yorumlar getirir.

-Arkadaşları arasında gruplaşmalar başlar.

-Sır saklar.

-Karşı cinse biraz hırçındır.

Sekiz yaşında zihinsel gelişim :

-İdealistir.

-Çeşitli projeler geliştirir; koleksiyon yapar.

-Verilen işi bitirmekten gurur duyar.

Sekiz yaşında ruhsal gelişim :

-Hemen utanır.

-Korku, kızgınlık, üzüntü gibi duyguların paylaşıldığını hisseder.

-Umudu kolay kırılır.

Page 6 of 6İlk Sayfa...Geri23456