Kötü ağız kokusu, çoğu zaman mahcubiyete, sosyo-psikolojik problemlere sebep olur; hatta evlilikleri bile etkileyebilir.
SEBEPLERİ:
* Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Ölü ve ölmek üzere olan bakteriler sülfür bileşikleri açığa çıkarır.
* Bakteri tabakaları ve yiyecek artıkları dilin arka tarafında birikir. Dilin yüzeyi oldukça pürüzlü bir yapıdadır ve bakterilerin yaşamasına elverişli bir özelliğe sahiptir. Büyük miktarda sülfür bileşikleri de bu alanlarda birikir.
* Eğer diş yüzeyi temizlenmezse kısa sürede bakterilerin yaşamasına elverişli bir hal alır.
* İleri derecede dişeti rahatsızlığına sahip olanlarda kişinin kendi başına temizleyebilmesi pek mümkün olmayan, ulaşılamayan alanlar vardır. derin dişeti cepleri gibi böyle alanlar da kötü kokuya sebep olur.
* Şanslıyız ki ağız boşluğundan kaynaklanan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç vermektedir ve problem halledilebilmektedir.
Continue Reading »
Diş çürüğü nedir?
Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.
Dişler neden çürür?
Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.
Continue Reading »
Kompozit Reçineler


Kompozit Reçine nedir?
İçerisinde silikon dioksit parçacıkları bulunan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak adlandırılır. 1960 yıllarında sadece ön taraftaki dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve aşınma miktrası minimuma indirgenmiş bir dolgu maddesi arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.
Continue Reading »

Lazer Epilasyon günümüz teknolojisinde Epilasyon konusunda gelinen en son noktadır. Lazer epilasyon ‘da amaç, kıl üretimini gerçekleştiren kıl kök hücresini lazer ışığı ile tahrip edip bir daha kıl üretmesini tamamen engellemektir. Tahrip edilerek yok olan kıl hücresinin de bir daha kıl üretmesi mümkün olmadığından epilasyon yöntemleri arasında lazer epilasyon en iyi epilasyon yöntemidir.
Lazer Epilasyon Cihazlarının farkları ve üstünlükleri nelerdir?
Continue Reading »
Lazer epilasyon insan vücüdunda oluşan tüylenmenin tedavisinde kullanılan en önemli gelişmelerden biridir.
Lazer epilasyon kullanımından daha öncelerde insanlar istenmeyen tüylerin yok edilmesi için ağda, traş, cımbız gibi tedavi edici olmayan yöntemler kullanmaktaydılar.
Lazer Epilasyon ile birlikte bu tür eylemlere gerek kalmadan, insan vücudunda oluşan ve istenmeyen tüylenmenin önlenmesi için kalıcı bir çözüm bulunmuş oldu.
Lazer epilasyon ve bu yöntemden daha farklı olan iğneli epilasyon yöntemide lazer epilasyon gibi kalıcı çözüm olmaktadır, iğneli epilasyon lazer epilasyona göre daha fazla zaman almakta, bunun yanında ağrılı ve daha pahalı olması yönünden cezbediciliği kalmayan bir yöntemdir.
Lazer epilasyon uygulamasında açık tenli ve koyu renkli tüylenmesi olan kişilerin daha başarılı sonuçlar elde ettiği gözlemlenmiştir.
Continue Reading »

İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en hızlı ve sağlıklı yoludur. 810 nm diode lazer ve Bi-polar radyo frekanslarının kullanılmasıyla, kıl ve foliküller hedeflenerek ortadan kaldırılır. Melaninden bağımsız olarak RF açık renk kıllarda ve bronz tenlerde diğer tüm lazerlerden daha iyi bir etkiye sahiptir. Lazer cihazı ile üretilen enerji bir dalga boyu ışıktır.Cilde zarar vermeden kıl köküne geçen bu ışık röntgen gibi ışınların aksine vücutta herhangi bir artık bırakmaz. Lazer uygulama, güvenliği ve etkinliği FDA(food and drug association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır. 12 yaş üzeri herkese, uygun nitelikteki koruyucu gözlükle gözler korunarak vücuttaki tüm bölgelere uygulanabilir. Ortalama 4-6 hafta aralıklarla yapılan 4-8 seans ile etkinlik sağlanır. Tek seansta sonuçlanmama nedeni ise, kıl köklerinin sadece aktif gelişme döneminde lazere duyarlı olmasıdır. Dinlenme ve gerileme fazındaki kıl köklerine etki etmek için gelişme dönemine geçmeleri beklenir. Kılların rengi, büyüme devresi değişiklikleri kişiye, hatta aynı kişinin farklı bölgelerine göre değişir.
a.Sunî solunum mümkün olduğu kadar çabuk başlatılmalıdır.
b.Hasta rahat ve sıcak tutulmalı ve gerekirse kendisine oksijen verilmelidir.
c.Genellikle temas yerinde bulunacak olan yanık kısım öteki yanıklar gibi tedavi edilmelidir.
Omega-3 yağ asidi, dikkat eksikliği için de öneriliyor
Hiperaktif çocuklarda, Omega-3 yağ asidi içerikli şuruplar, rahatsızlığın giderilmesinde önemli rol oynuyor..
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Hasan Koç, ”özellikle hiperaktivite gözlenen çocuklarda, Omega-3 yağ asidi içerikli şuruplar, rahatsızlığın giderilmesinde büyük yarar sağlıyor. Bunu hastalarımızda net bir şekilde gözlemliyoruz” dedi.
Hamilelik sırasında dengeli beslenmeyen annelerin çocuklarında vitamin ve mineral eksikliğine bağlı olarak bazı rahatsızlıklar görüldüğünü de söyleyen Koç, ”hamilelik ya da bebeklik döneminde, beyinsel gelişim için gerekli vitamin ve mineralleri alamayan çocuklar için, Omega-3 yağ asidi takviyesi önerilmektedir” dedi.
“Yararlı olduğu bir başka rahatsızlık ise dikkat eksikliği”
Continue Reading »
Aşırı soğuklarda ağır işler yapmanın kalp krizini tetiklediği açıklandı.
Kışın aşırı soğukların insan sağlığını olumsuz etkilediği bildirildi. Aşırı soğuklardan yaşlılar ve çocukların daha fazla etkilendiği ortaya çıktı.
Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Vural soğuk havaların kalbe ekstradan yük bindireceği ve kalp krizi riskini artıracağı uyarısını yaptı. Dr. Hasan Vural, “Kalp hastalığı ya da yüksek tansiyonunuz varsa, soğuk havada dışarda ağır işler yapmayın. Rüzgarın hızı arttıkça vücudun ısı kaybı da hızlanır. Havaların soğumasıyla birlikte kalp rahatsızlıklarında gözle görülebilir artış yaşanır” dedi. Dr. Vural, “Yaşlı kişilerde vücudun hava sıcaklığına uyum gösterme yeteneği azalır. Yaşlıların soğuğa karşı daha duyarlı oldukları unutulmamalı” diye konuştu.
BEBEKLERi Yasını Doldurmadan Önce Soğuk Odada Uykuya Sakın Bırakmayın !!!!
Yaşını doldurmamış bebeklerin hiçbir zaman soğuk odada uykuya yatırılmaması gerektiğini de kaydeden Dr. Hasan Vural, bebeklerin vücut ısısını yetişkinlerden daha hızlı kaybettiği, yetişkinlerin titremeyle ve vücut ısısını artırabileceği, ancak bebeklerin bunu yapamayacağını ifade etti.
Kadınların korkulu rüyası çatlaklardan kurtulmanın yolları…
Uzmanlar, çatlakların büyüme çağındaki genç kızlarda, gebelerde ve kortizon tedavisi sonucunda ortaya çıkabileceğini belirtiyor.
Vücut çatlaklarını tıpkı birer yara izi gibi değerlendirmek mümkün. Cilt aşırı derecede basınçla karşılaştığında yıpranır. Dolayısıyla cildin yapısı bozulur ve çatlaklar ortaya çıkar. Önceleri pembe renkli olan bu çatlaklar zamanla beyaza yakın bir renk alır. Ciltteki bu noktalar bronzlaşmaz ve gözden kaybolmaz. Bu çatlakları ortadan kaldırmaktansa çatlak oluşumunu önlemek daha kolaydır. Çatlakların ortadan kaldırılması için ise, çoğu zaman basit estetik müdahalelere veya kozmetik ürünlerine ihtiyaç duyulur.
Soğuk suyla duş yapmak en iyi çözümlerden biri. Duşu çatlakların bulunduğu bölgenin üzerine tutarak dairesel hareketlerle gezdirmek de kan dolaşımını artıracağı için, yeni oluşmuş taze çatlakların ortadan kaldırılması için etkili bir yöntem. Bu şekilde hücreler canlanarak yeniden elastik bir yapıya kavuşacak, dolayısıyla da çatlaklar kaybolacaktır.
Continue Reading »
İşte onlara kabus gibi gelen sebepler…Amerikalı Evlilik Terapisti Bob ve Susan Yager Berkowitz Çifti evliliklerinde cinselliğini yaşayamayan 4 bin erkek ve kadın üzerine bir araştırma yaptı. Araştırma sonuçları “O Artık Yalnız Değil” adı altında kitap haline geldi. Sonuçlar tam bir kabus. Evli erkeklerin sadece cinsellikten değil, öpüşmek, sarılmak ve dokunmaktan bile kaçtığı ortaya çıktı.
KORKUTAN GERÇEKLER
Evlilik terapisti Bob Berkowitz ve eşi Susan Yager- Berkowitz’in yazdığı “O Artık Yalnız Değil” (O ile kastedilen erkek) adlı kitap ABD’de en çok satan kitaplar listesine girdi. Her gün pek çok çiftin derdini dinleyen Bob Berkowitz ve eşi Susan Yager-Berkowitz’in, evliliklerinde cinselliği yaşamayan 4 bin kadın ve erkek üzerinde yaptıkları araştırmaya göre çiftler sadece seksten kaçmıyor ayrıca dokunmaktan, sarılmaktan ve öpüşmekten de kaçınıyor. Bir çok çift birbirlerine bir kere bile “seni seviyorum” dememiş. Bir çoğu birlikteyken kendilerini yalnız hissediyor.
Çift herşeyden önce şu gerçeğin altını çiziyor: “Amerika’nın ortak cinsel sorunu tutku eksikliğidir.” Tutkusuz ya da aşksız diye bir şeyi tam olarak yapmak zaten mümkün değil. Tutku eksikliğinde en az kadınlar kadar erkeklerin de suçlu olduğunu kaydeden Bob Berkowitz, “ABD’deki 20 milyon kadar evlilik fiziksel tutkudan yoksun. Amerikalı çiftlerin yüzde 15 yüzde 20’si yılda en fazla 10 kere seks yapıyor. Araştırmamıza katılan kadınların yüzde 66′ı seks olmayan bir evlilikte kendini allak bullak olmuş ve kırılmış hissediyor” diyor.
Continue Reading »
Halk arasında ”Karasu” olarak bilinen Glokom’un (göz tansiyonu) milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığı olduğunu belirten uzmanlar, erken teşhisin önemine dikkat çekiyor
Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Ahmet Necdet Sezer Uygulama Hastanesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Öztürk, Glokom’un birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde, belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebildiğini belirterek doktor tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayenelerin Glokom’un erken tanı ve tedavisi için en iyi yol olduğunu ifade etti.
Continue Reading »